MODA

Yazın topuklu ayakkabı giymek bir işkence olmak zorunda değil: Kitten Heel Rönesansı

Yazın topuklu ayakkabı giymek bir işkence olmak zorunda değil: Kitten Heel Rönesansı

Yaz sezonunda büyük heyecanla aldığımız o renkli, payetli, ışıl ışıl ayakkabıları yazlık beldelerin arnavut kaldırımlı sokaklarında giyemeyeceksek neden kombinliyoruz? Kabul edelim; kumlu, taşlı ve öngörülemez yollar her kadının korkulu rüyası. Ancak o çok sevdiğimiz topuklularla bir maraton koşmasak da en azından dondurma kuyruğunda karizmatik durabilmenin ufak hileleri var. Tüm detayları sizin için yazdık; bu taktiklerle tatil beldesinin tozunu dumana katacağınızın garantisini veriyoruz.

Ben tam bir yaz mevsimi ve topuklu ayakkabı insanıyım. Bunun ne kadar çelişkili ve “zorlayıcı” bir kişisel tercih olduğunu anlatamam. Özellikle deniz kıyısındaki o meşhur çukurlu yollar, nereden çıktığı belli olmayan dik merdivenler ve her adımda bilek burkan taşlar… Tüm yıl hayalini kurduğum bu rotalar, beni en sevdiğim ikinci şey olan topuklu ayakkabılarımdan uzak tutuyordu. Bavuluma en az beş çift topuklu atıp, otele yerleşince hepsini odada müzedeki birer sanat eseri gibi diziyordum. Sonuç? Dönene kadar hiçbirine dokunmaya cesaret edemeden düz taban sandaletlere mahkumiyet. İnsan yaz akşamı stantlarda takı bakarken her an birinin üzerine yuvarlanacakmış gibi hissetmek istemiyor. İşte bu yüzden bu duruma bir çözüm bulmaya geldim. Millennial’lar, üzgünüm ama haberler hem iyi hem kötü: Çözüm “Kitten Heel” dünyasında saklı.

Sosyal medyada bir süredir ilginç bir durum var; Millennial’lar, kısa topuklu giyen Gen Z’ye karşı adeta bir “iptal” (cancel) politikası başlatmış durumda. Ne zaman bu konulu bir videonun altına girsem, “Biz o yaşta sabahlara kadar 12 punt topuklularla dans ederdik, ah şimdiki gençlik…” tadında yorumlar görüyorum. Tam “Yaşasın, topuklu sorunumu çözdüm!” diye sevinirken, kitten heel’lere gelen bu “yetersiz” yaklaşımları, hevesimi kursağımda bırakıyordu. Ama size bir haberim var: Ben de bu algıya savaş açıyorum. Birkaç küçük illüzyonla, o minicik topukları olduğundan çok daha yüksek ve iddialı göstermek mümkün. Bakalım elimizde (pardon, ayağımızda) neler var?

Boyu uzun, topuğu gizli tutma sanatı

Kitten heel’lerin o “kısa” görüntüsünden çekiniyorsanız ilk kuralımız şu: Sivri burunlu modelleri, topuğu hafifçe kapatacak kadar uzun ve dökümlü pantolonlarla eşleştiriyoruz. Sivri burun ve yerlere kadar uzanan pantolon birleşince boyunuz olduğundan çok daha uzun görünüyor, topuğun kısalığı ise tamamen gizemli bir hal alıyor. Üstelik o özlediğimiz “tık tık” topuk sesi hala orada! Aynı hissiyatı uzun maksi eteklerle vermekte mümkün.
Ayrıca Millennial’lara ufak bir not; bence kitten heel’ler herhangi bir illüzyona ihtiyaç olmadan da çok tatlılar!

Siz mi ayakkabıyı taşıyorsunuz, o mu sizi?

Gelelim teknik kısma. Bir ayakkabının rahat olup olmadığını anlamak için mağazada uygulayabileceğiniz harika bir yöntem var: İtme Testi. Ayakkabıyı düz bir zemine koyun ve arkasından hafifçe dürtün. Eğer ayakkabı olduğu yerde sallanıyorsa, o ayakkabıyla dışarıda yürümek bir denge tahtasında durmaya çalışmaktan farksız olacaktır. Ama kaya gibi sağlam duruyorsa, o ayakkabı sizi yarı yolda bırakmaz.

Bir diğer kritik nokta ise denge merkezi. Topuğun, ayakkabının tam neresine konumlandığına bakın. Topuk, topuk kemiğinizin tam altına, yani merkeze ne kadar yakınsa, ağırlığınız o kadar eşit dağılır. Mimari bir gerçek olarak; dışa doğru kaymış topuklar her zaman daha fazla yorar.

Bağlar ve taban hileleri

Yazlık alanlarda, özellikle de tozlu ve taşlı yollarda topuklu terlikler (mule) yerine bilekten bağlı modelleri tercih etmek hayat kurtarır. Bileği kavrayan bir bant, ayakkabının ayağınızdan “fırlamasını” engeller ve size o arnavut kaldırımında ekstra bir güven verir. Eğer zeminin çok kaygan olduğundan şüpheleniyorsanız, ayakkabı tadilatçılarında satılan ya da altına yapıştırılan ince kauçuk “kaydırmaz” tabanlardan destek alabilirsiniz. Bu küçük dokunuş, sadece kaymanızı engellemekle kalmaz, aynı zamanda tabandaki darbe emilimini artırarak kumlu yollarda daha yumuşak bir basış sağlar.

Artık hazırsınız! İster Bodrum’un dik yokuşları olsun ister Çeşme’nin taş sokakları; o topuklularla tozu dumana katmak için önünüzde hiçbir engel kalmadı. Rahatlık ve şıklık arasındaki o ince çizgide, bu yaz bizim kurallarımız geçiyor.

Fotoğraflar: Instagram

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.