Röportaj

Yves Rocher’den cilt bakımında yeni dönem: Doğadan ilham alan bilimsel yaklaşım

Yves Rocher’den cilt bakımında yeni dönem: Doğadan ilham alan bilimsel yaklaşım

Doğadan gelen gücü bilimsel araştırmalarla buluşturan Yves Rocher, cilt bakımındaki dermobotanik yaklaşımını yeni Anti-Age Global serisiyle bir adım ileri taşıyor. Altın Akilya tohumu kök hücreleri ve Pro-Radiance 7 Teknolojisi odağında geliştirilen seri, cilt yaşlanmasının temel mekanizmalarına odaklanırken; markanın güzellik, doğallık ve biyoteknoloji eksenindeki yaklaşımını da yeniden ortaya koyuyor. Yves Rocher ile cilt bakımının geleceğini, doğa ve bilimin kesişimini ve Şevval Sam’la başlayan yeni dönemi konuştuk.

Dermobotanik yaklaşımınız, cilt sağlığını yalnızca yüzeyde değil, daha bütünsel bir perspektif ile ele alıyor. Bu yaklaşımı biraz daha açabilir misiniz?

Yves Rocher olarak dermobotanik yaklaşımımızın temelinde, doğanın bilgisini bilimsel araştırmalarla birleştirmek yer alıyor. Cilt bakımını yalnızca yüzeydeki belirtileri hedefleyen bir süreç olarak değil, cildin kendi doğal işleyişini destekleyen bütünsel bir sistem olarak ele alıyoruz. Bitkilerden elde ettiğimiz aktif içerikleri ileri biyoteknolojik yöntemlerle geliştirerek, cildin kendi yenilenme kapasitesini desteklemeyi hedefliyoruz. Bu sayede yalnızca anlık sonuçlar değil, uzun vadede daha sağlıklı, dengeli ve güçlü bir cilt görünümü sunmayı amaçlıyoruz.

Anti-Age Global serisinin cilt yaşlanmasının “temel mekanizmalarını hedeflediğini” söylüyorsunuz. Bu durum kullanıcı açısından nasıl bir fark yaratıyor?

Günümüzde tüketiciler, tek bir yaşlanma belirtisine odaklanan çözümler yerine, cildin tüm ihtiyaçlarını kapsayan bütünsel bakım arayışında. Anti-Age Global serisi de bu beklentiden yola çıkarak geliştirildi. Cilt yaşlanmasının temelinde yer alan hücresel yenilenme sürecindeki yavaşlama, elastikiyet kaybı ve ton eşitsizliği gibi faktörleri aynı anda hedefliyoruz. Bu sayede kullanıcılar yalnızca kırışıklık görünümünde azalma değil; daha eşit bir cilt tonu, artan ışıltı, daha pürüzsüz bir doku ve genel olarak daha sağlıklı bir cilt görünümü deneyimliyor.

Altın Akilya tohumu kök hücrelerinin cilt üzerindeki etkisini, bilimsel ve günlük kullanıcı deneyimi açısından nasıl anlatırsınız?

Altın Akilya tohumu kök hücreleri, Yves Rocher laboratuvarlarında geliştirilen, doğadan ilham alan güçlü bir botanik aktif içeriktir. Zorlu çevresel koşullara karşı dayanıklılığıyla bilinen Altın Akilya bitkisinden elde edilen bu kök hücreler, yüksek antioksidan etkiye sahip polifenoller açısından zengindir. Bu sayede cilt hücrelerinin yenilenme kapasitesini destekleyerek, yaşlanma sürecinin temelinde yer alan hücresel yaşlanmayı hedefler. Daha sade bir ifadeyle; cildin “kendini yenileme gücünü” destekler. Düzenli kullanımda bu etki, daha canlı, daha pürüzsüz, daha dirençli ve daha ışıltılı bir cilt görünümü olarak kullanıcıya yansır. Altın Akilya tohumunun bu eşsiz gücü, Yves Rocher’in bitkisel uzmanlığını ileri biyoteknoloji ile buluşturan Pro-Radiance 7 Teknolojisi ile birleşir. Bu teknoloji; yaşlanma karşıtı etkinin yanı sıra cilt tonunu eşitlemeye, leke görünümünü azaltmaya ve cilde doğal bir aydınlık kazandırmaya destek olur. Yves Rocher olarak, doğadan aldığımız ilhamı bilimle birleştirerek cildin kendi dengesini yeniden bulmasına yardımcı olan etkili ve bitki temelli çözümler geliştirmeye devam ediyoruz.

Yeni Anti-Age Global serinizde Şevval Sam ile çalışmaya nasıl karar verdiniz?

Şevval Sam’ın doğallığı, zarafeti ve güçlü duruşu ile Yves Rocher’in güzellik anlayışı arasında bir uyum var. Şevval Sam, güzelliği yalnızca dış görünüşle sınırlamayan; doğallık, denge ve özgüvenle bütünleştiren bir yaklaşımı temsil ediyor. Anti-Age Global serisi de tam olarak bu anlayışı yansıtıyor. Bu nedenle Şevval Sam ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, yalnızca bir marka yüzü seçimi değil; ortak değerler etrafında buluştuğumuz güçlü bir hikâye.

Cilt tonu eşitsizliği ve lekeler, kadınların en yaygın endişelerinden biri. Bu seride bu probleme nasıl farklı bir çözüm sunuyorsunuz?

Cilt tonu eşitsizliği ve lekeler, kadınların en sık dile getirdiği cilt endişelerinden evet. Ancak bu problem çoğu zaman sadece güneş lekesi gibi tek bir nedene bağlı değil; çevresel faktörler, stres, yaşlanma ve cilt yenilenme hızının yavaşlaması gibi birçok etkenin birleşimiyle ortaya çıkıyor. Bu seride bizim yaklaşımımız, lekeyi sadece yüzeyde hedeflemek yerine, bu çoklu nedenlere bütünsel bir çözüm sunmak. Pro-Radiance 7 Teknolojisi ile cilt tonunu daha homojen bir görünüme kavuşturmayı hedeflerken, Altın Akilya tohumu kök hücreleri sayesinde cildin daha aydınlık ve canlı görünmesine destek oluyoruz. Bu sayede düzenli kullanımda sadece leke görünümünde azalma değil, aynı zamanda daha eşit tonlu, daha sağlıklı ve doğal ışıltısını geri kazanmış bir cilt görünümü elde edilmesini amaçlıyoruz.

Yves Rocher olarak burada en önemli farkımız; hızlı ama geçici çözümler yerine, cildin genel kalitesini iyileştiren ve uzun vadede dengeli bir görünüm sağlayan bitki temelli bir yaklaşım sunmak.

Sizce cilt bakımında geleceğin en güçlü trendi ne olacak: Biyoteknoloji mi, kişiselleştirme mi? Yoksa doğaya dönüş mü?

Bugün baktığımızda aslında bu üç başlığın birbirine alternatif değil, birbirini tamamlayan alanlar olduğunu görüyoruz. Geleceğin en güçlü trendi, bu üç yaklaşımın kesişiminde şekilleniyor. Biyoteknoloji, cilt bakımında etkinlik ve güvenilirliği yeniden tanımlıyor. Laboratuvar ortamında geliştirilen aktifler sayesinde daha stabil, daha sürdürülebilir ve yüksek performanslı içerikler elde edilebiliyor. Kişiselleştirme ise bu etkinliği anlamlı kılan katman. Artık tüketiciler “herkese uygun” ürünler yerine kendi cilt ihtiyaçlarına özel çözümler bekliyor. Yapay zeka ve veri temelli analizler sayesinde cilt bakımı giderek daha hedefli ve bireysel hale geliyor. Öte yandan doğaya dönüş de bir trend olmanın ötesine geçti; artık bir beklenti. Tüketiciler içeriklerin kaynağını, sürdürülebilirliğini ve doğayla uyumunu sorguluyor. Bizim bakış açımıza göre geleceğin cilt bakımı; doğadan ilham alan, bilimle güçlenen ve kişiye özel hale gelen bir yapıya evriliyor. Yves Rocher olarak biz de tam bu noktada konumlanıyoruz: Bitkisel uzmanlığımızı biyoteknoloji ile desteklerken, cildin ihtiyaçlarına daha hedefli çözümler sunan, aynı zamanda doğaya saygılı bir yaklaşım geliştiriyoruz.

Sizin için sağlıklı ve güzel bir cilt neyi ifade ediyor?

Benim için sağlıklı ve güzel bir cilt, kusursuz görünen değil; kendi dengesini bulmuş, canlı ve iyi hisseden bir cilt demek. Çünkü cilt, aslında genel yaşam tarzımızın, stres seviyemizin ve kendimize ne kadar iyi baktığımızın bir yansıması. Bu yüzden güzelliği sadece dış görünüşle değil, cildin gücü, direnci ve doğal ışıltısıyla tanımlıyorum. Ton eşitsizlikleri ya da küçük kusurlar olabilir; önemli olan cildin sağlıklı bir bariyere sahip olması ve zamanla kendini yenileyebilme kapasitesini koruması. Yves Rocher olarak bizim yaklaşımımız da tam olarak bu noktada şekilleniyor: Cildi dönüştürmeye çalışmak yerine, onun doğal işleyişini desteklemek. Doğadan aldığımız ilhamla geliştirdiğimiz formüllerle cildin kendi potansiyelini ortaya çıkarmasına yardımcı olmayı hedefliyoruz. Çünkü bize göre gerçek güzellik, cildin en doğal ve en dengeli haliyle ışıldaması.

Tüketicilerin içeriklere karşı giderek daha bilinçli hale geldiği bir dönemde, şeffaflık ve güveni nasıl inşa ediyorsunuz?

Şeffaflık ve güven, Yves Rocher olarak tüm ürün geliştirme süreçlerimizin merkezinde yer alıyor. Anti-Age Global serisi de bu yaklaşımın güçlü bir yansıması. Yüzde 90’ın üzerinde doğal içerik oranına sahip formüller, bitkisel kaynaklı aktif içerikler, geri dönüştürülebilir ambalajlar ve çevreye duyarlı üretim süreçleri ile tüketicilerin beklentilerine doğrudan yanıt veriyoruz. Aynı zamanda içeriklerimiz ve üretim süreçlerimiz konusunda açık iletişim kurarak, kullanıcılarımızla güvene dayalı uzun vadeli bir ilişki inşa etmeyi hedefliyoruz.

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.