Bir tarot destesi, 2 gruba ayrılmış 78 karttan oluşur. 22 karttan oluşan “Büyük Arkana” ve 56 karttan oluşan “Küçük Arkana”, kehanet, falcılık ve öz yansıtma için kullanılır.
Tarot kartları, kesin ve kaçınılmaz bir geleceği öngörmez; bunun yerine, hayatınızdaki yolunuza bağlı olarak olası sonuçları ortaya koyarlar. Bir tarot okumasını hava tahminine benzetin; rotanızda kalırsanız nereye gideceğinizi gösterir, ancak seçimleriniz ve özgür iradeniz varış noktasını ve sonucu değiştirebilir. Kısacası, tarot geleceği tahmin edemez, ancak her kartı olumlu veya olumsuz olarak etiketlemeden, yorumunu sınırlamadan ve anlamını basitleştirmeden, enerjinize ve hareket yönüne bağlanmanıza yardımcı olarak büyük kararlar vermenizde size rehberlik edebilir.
Tarotun en önemli kısımlarından biri, “Eşleşmeler Sistemi”ne olan inançtır. Temelde, büyük küçük her şey birbirine bağlıdır ve bir şekilde birbirini etkiler. Yaklaşık 250 yıldır, tarot yapısı ve imgeleri, evrenin ilahi bir şekilde birbirine bağlı olduğu fikrini temsil ettiği şekilde yorumlanmıştır; kozmostan insan seviyesine ve ötesine kadar. Bu şekilde, tarot destesi, derinden bağlantılı bir insan deneyiminin eksiksiz bir temsili olarak görülür; tarotun dört takımı, dört elementi temsil eder: Toprak, hava, ateş ve su. Bunlar da insan doğasının dört yönünü temsil eder: bedenimiz, zihnimiz, irademiz ve duygularımız. Tarot okuması yaptırdığımızda, hayatlarımızı, hepimizin dünyada gerçekten kim olmamız gerektiğini anlamak için bir yolculukta olduğumuz bu evrensel anlatının merceğinden görüyoruz.
Tarotun doğuş hikayesi

Tarotun tarihi, sanat ve felsefenin coşkun bir şekilde ortaya çıktığı Avrupa Rönesansı’nda başlayan uzun ve karmaşık bir hikayedir. Bu dönemde toplum, kilisenin yüzyıllardır toplum üzerinde uyguladığı baskıdan giderek daha fazla rahatsız olmaya başladı. Orta Çağ’da ilk tarot destesinin yaratılması aslında katı toplumsal kontrole karşı bir isyan niteliğindeydi. Orijinal tarot destesi, kadın bir papa ve daha sonra “kule” olarak adlandırılan Tanrı Evi’nin yıldırım çarpması sonucu yere düşmesi gibi sapkın resimler ve fikirler içeriyordu.
Peki, 15. yüzyılda İtalya’da “Trionfi” adı verilen bir kart oyunu olarak ortaya çıkan tarot kartları, günümüzde anlam yaratma pratiğine nasıl dönüştü? Antoine Court de Gébelin’in bu oyunu derin anlamlı ve sembolik bir şeye dönüştürmesi ancak 1700’lerin sonlarında gerçekleşti. Kendisi tarot kartlarını eski Mısırlılar ve Roman halkıyla ilişkilendiren etkili bir makale yazdı. O dönemde bu iddiaları destekleyen tarihi kanıtlar mevcut olmasa da, bu makale birçok “ezoterik” ve “okült” filozofu tarot kartlarına daha fazla anlam yüklemeye teşvik etti. Bu da 250 yıl sonra bugün bildiğimiz ve sevdiğimiz tarot kartlarına dönüştü.
Tasarım dünyası tarotla şekilleniyor, huzur arıyor..

Jonathan Anderson, Emma Watson, Issac Mizrahi ve Dua Lipa; bu sadece tarot kullanan ünlü isimlerden bazıları. Günümüzde tarot, öz yansıtma, farkındalık ve yaratıcı ilham aracı olarak kullanılmaktadır. Bazı insanlar hala falcılık için kullanırken, çoğu kişi kartları psikolojik bir ayna olarak değerlendirmektedir. Öz bakım ve düşünme amaçlı yollardan bazıları; meditasyon, uygulayıcılar iç huzuru bulmak için belirli bir kartın resmine ve anlamına odaklanırlar iken, Emma Watson’ın kullandığı günlük kart çekme ve günlük tutma yöntemleri kişinin her sabah bilinçli bir niyet belirlemek veya günlük enerjilerini değerlendirmek için bir kart çekmesi ve kartların; duyguları, stresi veya yaşam seçimlerini işlemeye yardımcı olacak ipuçları görevi görür.
Artık Tarot kullanımı gittikçe arttı. Artık, okuma yapan kafelerden uygulamalara kadar Tarot okumalarına erişmenin çok yönlü yolları var.
Christian Dior’dan Dilara Fındıkoğlu’na ve Jonathan Anderson’a kadar, modanın tarot kartlarına olan takıntısı podyumlarda ve podyum dışında— hem kalıcılık hem de artış gösteriyor. Belki de bizden daha büyük bir şeyin var olduğunu bilmek için bu bağlantıya ihtiyacımız var, çünkü bazı şeyler bir zihnin kavrayabileceğinden daha güçlüdür. D&G vitrinlerinde dev kartlardan oluşan yapılar, Dior’un tarot kartlarından oluşan bir ceketi ve Dilara Fındıkoğlu’nun tarot imajları ile donatılmış bir pelerini. Moda, tarot ve maneviyat her zaman uyum içinde birlikte hareket etmiş, zamanla birbirlerinin içine yerleşmiştir.
Morgan Library & Museum’da tarot sergisi
New York’taki Morgan Library & Museum’da, “Tarot! Rönesans Sembolleri ve Modern Vizyonlar” adlı sınırlı süreli, iki bölümden oluşan bir sergi sunuyor. Serginin ilk bölümü, tarotun erken tarihine, İtalya’da bir salon oyunu olarak nasıl yaratıldığına ve esasen günümüzdeki 52 kartlık destelerin temelini nasıl oluşturduğuna odaklanıyor. İkinci bölüm ise tarotun yavaş yavaş okültizmle nasıl bağlantılı hale geldiğini ve kehanet amacıyla nasıl kullanıldığını inceliyor. Sergi, 4 Ekim’e kadar Morgan Library & Museum’da (225 Madison Avenue) sergilenecek.
Kendi tarot falınıza hızlıca bakmak isterseniz, Marie Claire’in resmi web sitesini ziyaret edip tarot falı bölümüne göz atabilirsiniz!
Fotoğraf: Instagram, @laetitia.cartomancy