MC Man

2026 Erkek Moda Haftasında öne çıkanlar: Sessiz, ölçülü ve duygusal

2026 Erkek Moda Haftasında öne çıkanlar: Sessiz, ölçülü ve duygusal

Bu sezon erkek giyimine bakarken aklımda kalan şey kıyafetlerin kendisi değil, onların bende bıraktığı izlerdi. Bazı görünümler hızla geçti; bazılarıysa gün içinde, yürürken ya da bir vitrine bakarken tekrar karşıma çıktı. Genel olarak daha sakin, daha ölçülü bir sezondu. Erkek giyimi bu kez kendini anlatmak yerine orada durmayı tercih etmiş gibiydi.

Saint Laurent: Erkek giyiminde sessiz bir duruş

Saint Laurent

Benim için sezonun merkezinde Saint Laurent vardı. Anthony Vaccarello’nun koleksiyonu bir defileden çok, kısa bir zaman aralığı hissi veriyordu. Giovanni’s Room’daki içsel gerilim burada doğrudan anlatılmadan, giysilerin tavrına yerleşmişti. Erkeklik güçlü görünmeye çalışmıyor; kırılganlığını saklamıyor ama abartmıyordu.

Saint Laurent

Ceketler bu sezon daha yumuşak formlara sahipti; Belirgin vatkalara rağmen yanlardan hafifçe daralan, bedeni hatırlatan ama feminenleşmeyen bir yapı vardı. Uzun paltolar, silüeti uzatıyor ama sertleştirmiyordu. Pantolonlar geniş ve akışkandı; ayakkabıların üzerinde belirgin bir kırılma yapacak kadar uzun kesilmişti. Dizüstüne kadar çıkan parlak çizmeler yürüyüşü ağırlaştırıyor, görünümün ritmini değiştiriyordu.

Saint Laurent

Erotik olan şey açıklık değil, kontrol edilmiş bir mesafeydi. Siyah ise burada bir renk değil, yüzey gibi çalışıyordu. Saint Laurent bu sezon bana erkek giyiminin en güçlü hâline, sessiz kaldığında ulaştığını hissettirdi.

Dior: Kusursuz terzilik, mesafeli bir anlatı

Dior

Dior’da mesafeli bir hayranlık duygusu vardı. Terzilik güçlü, anlatı tutarlı, her şey yerli yerindeydi. Görsel olarak etkileyici ama benimle kişisel bir bağ kurmuyordu. Daha çok izlenen ve takdir edilen, ama içine girilmeyen bir alan gibiydi.

Louis Vuitton: Katmanlar, renkler ve kontrollü mesafe

Louis Vuitton

Louis Vuitton’da bazı anlar gerçekten güçlüydü; özellikle katmanlarda ve renk kullanımında. Ancak koleksiyon genelinde kontrollü bir mesafe vardı. Sevdim ama bağlanmadım. “İyi” kelimesinin karşılığı gibi.

Prada: Pentimento ve kullanılmışlığın estetiği

Prada

Prada ise her zamanki gibi huzurlu değildi. “Pentimento” fikri  yani geçmiş izlerin yüzeyde kalması koleksiyonun ruhuna işlemişti. Giysiler yeni ama sanki daha önce yaşamış gibiydi. Kusursuzluktan çok kullanılmışlığın estetiği öne çıkıyordu. Prada’da bedenle giysi arasında bilinçli bir mesafe var; her şey açıklanmıyor. Rahat bir alan değil ama düşünmeye zorlayan bir alan.

Genel olarak bu sezon bana şunu düşündürdü: erkek giyimi artık bağırmak istemiyor. Kendini kanıtlamıyor. Orada duruyor. Ve bu duruşu en sade, en derin ve en kişisel hâle getiren marka benim için hala Saint Laurent. Bir defileden çok, akılda kalan bir his gibi.

Fotoğraf: Saint Laurent

İlginizi çekebilecek bir diğer yazı >>>>> Georges Hobeika İlkbahar/Yaz 2026 Couture Koleksiyonu: “L’amour”

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.