Heated Rivalry ilk bakışta tanıdık aşk hikayelerinin bir araya geldiği bir dizi gibi görünse de bir aydan kısa bir sürede kocaman bir popüler kültür fenomenine dönüştü. Bu dizi bizlere ateşli aşkın, iyi hikaye anlatıcılığının ve bir arada durmanın gücünü yeniden hatırlatarak zamanın ruhuna dair çok fazla ipucu veriyor.

Hakkında bir sürü şey yazılan bir popüler kültürü fenomeni hakkında yazı yazmaya oturmak, çok zor bir iş. Ancak Heated Rivalry dizisinin popüler kültürde kopardığı fırtınanın bir aydır tam ortasında yaşayan biri olarak, su samurlarıyla veya köpeklerle yapılan “come to my cottage” TikTok’ları ve arkasına en damar Türkçe şarkıların yapıştırıldığı Shane-Ilya videoları tüketmekten harap ve bitap düşmüş bünyemi iyileştirmek için bu yazıyı yazmam gerekiyor.
Shane’le Ilya’nın iki rakip hokey çaylağından, birbirini seven ve destekleyen iki sevgiliye dönüşmesinin hikayesi elbette bize hikayenin kendisinden daha çok şey anlatıyor. Sırada Heated Rivalry’nin bir aydan kısa bir sürede kocaman bir popüler kültür fenomenine dönüşerek bizlere hatırlattıklarına bakmak var. Uğurlu çoraplar giyildiyse, telefonlar rafa kaldırılıp kasklar takıldıysa, buyrun bu ateşli rekabetin buz pistine.


İçindekiler
Gay is “still” in
Geyin modası geçmedi, tam tersine, ona daha çok ihtiyacımız var. 2024’te Trump’ın ABD başkanlığına yeniden seçilmesi tüm dünyada esen anti-LGBTİ+ rüzgarın kuvvetlenmesine sebep oldu. Bu rüzgar özellikle Hollywood’daki hegemonik kültürel üretimde LGBTİ+’ların hikayelerini anlatan işlerin kimi zaman iptal edilmesine, kimi zaman da karakterlerin anlatılardan çıkarılmasına sebep olmaya başlamıştı.
Politikacılar ne kadar karşı durmaya çalışsalar da LGBTİ+ hikayeler hala çok kuvvetli ve bolca izleniyorlar. Kültürden LGBTİ+ hikayeleri tabiri caizse “temizleme” işinin ne kadar yaşadığımız gerçeklikten uzak bir hamle olduğunu, Heated Rivalry 2025’in son günlerinde bizleri esir alarak gösterdi. Çevrim içi popüler kültür tartışmalarını, milyonlarca izleyicinin 10 yıldır beklediği Stranger Things’in final sezonu değil (ki onda da hatırlarsınız Will’in kimliğini tartışacaktık), küçük bütçeli bir edebiyat uyarlaması olan Heated Rivalry domine etti.
İyi hikaye her zaman ilgilisini bulur
Dürüst olalım: Kültürel önem ve güncellik konusunda Netflix’in amiral gemisi Stranger Things’i sollamak herkesin başarabileceği bir şey değil. Heated Rivalry bunu bir de hem prodüksiyonda hem de tanıtım aşamasında oldukça sınırlı bir bütçeyle başardı. Bu başarının arkasında elbette Rachel Reid’in kitap serisinin kalitesinin ve Jacob Tierney’in TV’ye uyarlama konusundaki dehasının payı büyük.
2016’da başlayan Stranger Things’in umrumda olmayan hikayelerle (Nancy, Jonathan ve Steve, sizden bahsediyorum) şişirilmesine ve binlerce teoriyle beni yormasına karşın Heated Rivalry‘nin iki tane, net ve sağlam ilişkilenme hikayesi vermesi bence çok önemliydi. Hem tanıdık hem de dönemin şartlarına uyarlanmış bu hikayeler, bir anda seyirciyi esir aldı ve pek çoğumuza aşkın ne olduğunu hatırlattı.
Bu durum bize edebiyatın hala popüler kültür için ne kadar önemli bir yaratıcılık alanı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle kurgu kitap takip etmeye, okumaya, önermeye ve eliniz kalem ya da kamera tutuyorsa bunları yazmaya ve uyarlamaya devam edin sevgili okurlar. Çünkü hikayeniz insanların gerçekliğine dair bir şeyi söylüyorsa, o mutlaka okuyucusunu ve izleyicisini buluyor.
Aşk demişken…
Eminim etrafınızda benim gördüğümü siz de görüyorsunuzdur; belki deneyimliyorsunuzdur bile bunu. Yaşadıkları bir sürü kalp kırıcı situationship ve ilişki nedeniyle artık aşktan elini eteğini çekmiş pek çok yetişkin, Heated Rivalry’nin rüya gibi çiftleri Shane ve Ilya ile Scott ve Kip sayesinde adeta “aşka geri döndü.” Romantik ilişki istemediğini defalarca belirten o kadar çok arkadaşım bu diziden sonra aşka yeniden inandığını söylemeye başladı ki… Güzel anlatılan hikayelerin etkileyiciliğin bir tezahürü olan bu geri dönüş bana aynı zamanda 2026 senesinin tüm yıkıcılığı karşısında insanların romantizme yer açmaya ne kadar hazır olduklarını anlattı.

Tinder, Grindr gibi uygulamaların yükselişe geçip aşk hayatımızı hallaç pamuğu gibi attığı geç 2010’lar ve erken 2020’ler bizi öyle yormuş ki birlikte vakit geçirmekten keyif aldığımız, en çaresiz anlarımızda en hassas duygularımızı paylaşmaktan korkmadığımız o özel insanı bulma ve o insanı bulduysak artık situationship oyunlarıyla kendimizden uzaklaştırmaya bir dur deme motivasyonunu Heated Rivalry sayesinde bulduk. 2026 aşkın senesi olacaksa, bu biraz da Heated Rivalry sayesinde olacak.
Arkadaşların ve ailenin önemi
Heated Rivalry sadece romantik ilişkilenmelere dair bir şeyler söylemiyor; arkadaşların ve ailenin insanın hayatına yapacağı iyi etkileri de gözler önüne seriyor. Svetlana’nın Ilya’ya kayıtsız şartsız destek olması; Rose’un Shane’i yargılamadan ilişkilerinin yeni halini kabul etmesi; Elena’nın Kip’in sınırlarını ihlal etmesi pahasına Scott’a yaptığı “Güneş ışığı görmeye ihtiyacın(ız) var” hatırlatması; Shane’in ailesinin Ilya ile ilişkisine verdiği ve her lubunyanın hayallerini süsleyen o tepki… Bunlar pek çok insana “gerçekçi” gelmeyebilir. Ancak izlediğimiz kurgu eserlerin bizlere her seferinde gerçekliği gösterme borcu yok.
Kurgu bazen gerçek dışı gibi görünen iyiyi, güzeli göstererek bu olasılıkların bir provasını yapabiliyor aklımızda. Evet, çok fazla aile çocuklarının LGBTİ+ olmasına Shane’in ailesi gibi ilk andan itibaren olumlu bir tepki vermiyor. Ancak bu tip temsiller kayıtsız şartsız desteğin hemen LGBTİ+ çocuğa ailesi tarafından verilmesi gerektiğini anlatan kılavuzlar olabiliyor. Ben Heated Rivalry izleyen birçok seyircinin gelecekte ebeveyn olduklarında ve benzer bir durumla karşılaştıklarında Hollander ailesini hatırlayacaklarına ve çocuklarına koşulsuz sevgi ve desteği vermeleri gerektiğinin farkında olacaklarına o kadar eminim ki… Heated Rivalry umutla ve uyumla bir arada yaşamamızın mümkün olduğunu bizlere gösteriyor.
Fiziksel toplaşmalar: İzleme partileri
Heated Rivalry, özellikle son iki bölümü yayınlanırken Kanada ve ABD’de “izleme partileri”nin merkezine yerleşti. İnsanlar evlerinde ya da mekanlarda Heated Rivalry’yi birlikte izlediler. Bu tip birlikte izleme partileri dizi bitse de hala yapılıyor, hatta kimi etkinliklerin biletleri etkinlik ilan edilir edilimez bitiyor. Heated Rivalry’yi başkalarıyla birlikte izleme isteği bize iki şey gösteriyor.
Öncelikle, Heated Rivalry tekrar tekrar izlenebilen bir dizi. Uzun zamandır herhangi bir diziyi aradan beş-on yıl geçmemişse yeniden izlememiştim ama Heated Rivalry’yi bir ay içinde ikinci kez gözümü kırpmadan izledim. Ayrıca bu diziyi sevenlerle aynı havayı soluyarak, Ilya “I am coming to the cottage” dediğinde yaşlı gözlerle arkadaşlarıma sarılıp onlarla birlikte “Evet!” diye ekrana bağırarak izleme fikri kadar beni heyecanlandıran başka bir etkinlik fikri şu ara aklımda yok. Bu satırları yazarken durup düşünüyorum hatta, mekanlara, stadyumlara doluşan futbol sevenler de böyle mi hissediyor? Güzel bir hismiş gerçekten. Özellikle biz lubunyalara böyle alanların daha çok açılmasını diliyorum.
Kısacası, Heated Rivalry dört geyin birbirine aşık olmasından daha fazlası. 2027’ye kadar yeni bölümün gelmeyecek olması ve hikayenin üçüncü sezon sonlanacak olması tüm dizi hayranları gibi beni biraz üzse de, “bitti” veya “bitecek” diye üzülmek yerine “yaşandı,” “yaşanacak” veya “yaşatılacak” diye sevinmenin peşindeyim. Bu yazı beni çok yordu, ekstra muzlu bir smoothie zamanı. Evin yanındaki dükkanda hayatımın aşkıyla tanışmaya giderken ne giysem acaba?
Fotoğraflar: Sphere Abacus/Sky
İlginizi çekebilecek bir diğer yazı >>>>> Avatar neden kültürel etki bırakamıyor?