Ruh Sağlığı

Adult friendship: Arkadaşlıkların takvimlere sığdığı yeni dönem

Adult friendship: Arkadaşlıkların takvimlere sığdığı yeni dönem

Telefonunuzdaki takvimde “Selin ile kahve” yazan bir etkinlik var ve tarihi üç hafta sonrasına kurulu. Bir zamanlar sokakta karşılaşarak ya da akşam sekizde atılan “Çıkıyor musun?” mesajıyla kurulan arkadaşlıklar, artık iş toplantılarıyla aynı arayüzde yaşıyor. Bunu bir duygusal çöküş hikayesi olarak okumak kolay. Veriler ise daha karmaşık bir şey söylüyor: Yetişkin arkadaşlığı kendiliğinden oluşan bir şey olmaktan çıktı, yönetilmesi gereken bir ilişkiye dönüştü. Takvim de bu yönetimin aracı.

Tanınan bir his

Telefonu elinize alıp “Şu an kimi arayabilirim?” diye düşünmek ve cevabı bulamamak… Bu his artık istatistiğe geçmiş durumda. Eurostat’ın Avrupa genelinde sorduğu basit bir soru var: İhtiyacınız olduğunda yardım isteyebileceğiniz biri var mı? 2022’de 35-49 yaşındakilerin yüzde 20’si bu soruya “yok” dedi, şimdi ise dört yıl öncesine göre çok daha fazlası. Hayatın en kalabalık göründüğü dönemde, işin ve sorumlulukların ortasında, insanlar arayacak birini bulamıyor.

Sebebi arkadaşlığa küsmüş olmamız değil. Bumble’ın bir araştırmasına göre Avrupalı yetişkinlerin yarısından fazlası son bir yılda yeni bir arkadaş edinmemiş; ama yüzde 60’ı edinmek istiyor. İsteğin durduğu yerde zamanın bittiği bir noktadayız.

Türkiye’de zemin de değişiyor

İstanbul’da “Bu akşam çıkıyor muyuz?” artık sadece bir temenni. Arkadaşınız Kadıköy’de otururken siz Levent’teyseniz, aradaki mesafe tamamen trafiğin insafına kalmış durumda. Kira baskısıyla durmadan semt değiştiren, işi gereği şehrin öbür ucuna savrulan bir nesil için aynı sokakları paylaşmanın o eski kolaylığı yok. Eve tek başına dönülen akşamlarda kapı arkası sohbetleri de seyreldi. Böyle bir tempoda ve mesafede buluşmak kendiliğinden olmuyor; takvimle, emekle inşa edilmesi gerekiyor.

Takvim neden devreye girdi?

Hibrit çalışma, günün ritmini takvim üzerinden kuran bir alışkanlık yarattı; bu alışkanlık iş saatlerinde kalmadı. The Independent’ın 2025’te aktardığı “süper planlayıcılar” tipi tam olarak bu: Akşam yemeğini altı hafta öncesinden ayarlayan, pikniği kesinleştirmek için Google Takvim daveti gönderen insanlar. Büyük şehirde yaşamak bunu hızlandırıyor; trafik, mesafe ve iki tarafın da dolu programı, “Bir ara buluşalım”ı fiilen hiç buluşmamaya çeviriyor.

Planlı arkadaşlık işe yarıyor mu

Oxford Üniversitesi’nden evrimsel psikolog Robin Dunbar’ın yıllardır anlattığı basit ama rahatsız edici bir bulgu var: arkadaşlık, akrabalık gibi kendi kendine ayakta durmuyor. Görüşülmediğinde sessizce eriyor, hem de aylarla ölçülen bir hızda.

Dunbar’ın derlemesine göre yeterince sık buluşmamak, bir arkadaşlıktaki duygusal yakınlığı birkaç ay içinde ölçülebilir biçimde azaltıyor; mesajlaşmak bu düşüşü yavaşlatıyor ama durdurmuyor. Kimse küsmüyor, kimse kapıyı çarpmıyor. Sadece bir gün, en yakın arkadaşınızın hayatındaki büyük bir haberi Instagram’dan öğrendiğinizi fark ediyorsunuz.

Kırılgan tarafı

Yine de bir bedeli var. Takvim, arkadaşlığı yapılacaklar listesindeki her şeyle aynı yere koyuyor: toplantı, fatura, doktor randevusu ve “Selin’le kahve” yan yana duruyor. Bir toplantıyı ertelediğinizde ne olduğu bellidir. Üç hafta sonraya kurulmuş bir kahveyi ertelediğinizde ise kimse itiraz etmez; araya giren boşluk sessizce altı haftaya çıkar ve bunu ikiniz de fark etmezsiniz.

Bir de az konuşulan tarafı var: tarihi öneren, hatırlatan, yeri ayarlayan genellikle hep aynı kişidir. Görünmeyen bu emek önce yorgunluğa, sonra sessiz bir küskünlüğe dönüşür. “Ben aramasam hiç görüşmeyecektik” cümlesi, çoğu arkadaşlığın kırılma anıdır.

Daha iyi bir kurulum

İşleyen model, büyük planlar değil düşük bahisli tekrar: her ayın ilk salısı aynı saatte, aynı yerde, kısa bir buluşma. Format küçük olduğu için iptal edilme ihtimali düşer, düzenli olduğu için müzakere ihtimali sıfıra iner. Yanına basit bir kural eklemek de işe yarıyor: iptal eden kişi yeni tarihi kendisi önerir. Böylece takvim, arkadaşlığı bürokratikleştiren bir şey olmaktan çıkıp onu unutulmaktan koruyan bir altyapıya dönüşür.

Takvime yazılmış arkadaşlık, arkadaşlığın soğuduğu anlamına gelmiyor. Aksine, artık kendiliğinden sürmediğini fark edip ona yer açtığımız anlamına geliyor. Asıl soru takvimde görünüp görünmediği değil, orada kaç kez korunduğu.

Fotoğraflar: @dualipa, @bellahadid

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.