Ruh Sağlığı

Almaya neden bu kadar yabancıyız?

Almaya neden bu kadar yabancıyız?

Başkaları için bir şeyler yapmakta zorlanmazken kendimiz için yapılan güzellikleri neden kabul etmekte zorlanırız?

Birisi sizin için güzel bir şey yaptığında ne hissedersiniz? Mutluluk mu, minnet mi, yoksa açıklamakta zorlandığınız bir mahcubiyet mi? Size yardım etmek isteyen birine hemen “Gerek yok, ben hallederim.” dediğiniz ya da biri sizi düşündüğünde ona nasıl karşılık vermeniz gerektiğini düşünmeye başladığınız oluyor mu?

Bazı insanlar başkaları için bir şeyler yaparken oldukça rahattır. Sevdiklerini düşünür, ihtiyaçlarını gözetir, onların mutluluğu için emek verirler. Birinin zor zamanında yanında olmak, bir ihtiyacını karşılamak ya da hayatını kolaylaştırmak onlar için doğal bir davranıştır. Ancak aynı insanlar, konu kendileri olduğunda yardım istemekte, ilgi görmekte veya kendileri için yapılan bir şeyi kabul etmekte zorlanabilirler.

Sevilmek için bir şeyler yapmak zorunda mıyız?

İnsan, kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu ilişkiyi zaman içinde öğrenir. Çocukluk dönemindeki aile ilişkileri duygusal ihtiyaçlarımızın nasıl karşılandığı ve yakınlarımızın bize nasıl davrandığı, ilerleyen yıllarda kendimize ve ilişkilerimize bakışımızı etkileyebilir.

Bir çocuk, duygularını dile getirdiğinde anlaşılmak yerine eleştiriliyorsa, ihtiyaçları çoğu zaman görmezden geliniyorsa ya da ancak uslu, başarılı ve fedakar olduğunda takdir ediliyorsa zamanla bazı sonuçlar çıkarabilir. Bunlar her zaman bilinçli olarak düşünülmese de sevilmenin belirli koşullara bağlı olduğu öğrenilebilir.

Bu deneyimler her insanda aynı sonucu doğurmaz. Ancak bazı kişilerde zamanla şu tür inançlar gelişebilir: “İnsanlara yük olmamalıyım.”, “Kendi ihtiyaçlarımı kendim karşılamalıyım.” veya “Birinin benim için bir şey yapması, ona karşı bir sorumluluk üstlendiğim anlamına gelir.”

Yetişkinlikte bu inançlar, kişinin ilişkilerinde üstlendiği rollere yansıyabilir. Herkesin ihtiyacını fark eden, sorunları çözen, destek olan ve sorumluluk alan kişi haline gelebilir. Başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak ona tanıdık gelirken kendi ihtiyaçlarını dile getirmek yabancı hissettirebilir.

Çünkü bazen insan, başkaları için bir şeyler yapmayı öğrenirken kendisi için de bir şeyler yapılabileceğini öğrenememiştir.

Vermek neden daha güvenli hissettirir?

Vermek, ilişkide kendimizi daha güvende hissetmemizi sağlayabilir. Bir başkasına yardım ettiğimizde ne yapacağımızı biliriz. İhtiyacı fark eder, çözüm üretir ve harekete geçeriz. Kendimizi faydalı, yeterli ve değerli hissedebiliriz.

Özellikle değer duygusunu başkalarına sağladığı fayda üzerinden kuran kişiler için bu rol daha da önemli hale gelebilir. Birinin hayatını kolaylaştırmak, onun yanında olmak ya da sorunlarını çözmek, kişinin ilişkideki yerini bildiği bir alan yaratır.

Almak ise daha farklı bir deneyimdir. Bu kez kontrol eden, çözen veya destekleyen kişi olmak yerine desteğe ihtiyaç duyan taraf oluruz. Bir başkasının ilgisini kabul etmek, ihtiyaçlarımızın görünür olmasına ve zaman zaman savunmasız hissetmemize neden olabilir.

Bağlanma araştırmaları, yakın ilişkilerde güvenin ve başkalarına ihtiyaç duyabilmenin kişiden kişiye farklılık gösterebildiğini ortaya koyar. Bazı insanlar yakınlık içinde rahatlıkla destek alabilirken bazıları kendi ihtiyaçlarını bastırmaya veya duygusal mesafelerini korumaya daha yatkın olabilir. Bununla birlikte, yardım kabul etmekte zorlanan herkesi aynı ilişki örüntüsüyle açıklamak doğru değildir. Bu davranışın arkasında kişilik özelliklerinden geçmiş deneyimlere, kültürel beklentilerden mevcut ilişkinin niteliğine kadar farklı etkenler bulunabilir.

Bir iyilik neden borç gibi hissettirir?

Birisi bizim için bir şey yaptığında içimizden hemen karşılığını vermek geliyorsa kendimize şu soruyu sorabiliriz: Bunu gerçekten istediğim için mi yapıyorum, yoksa üzerimde oluşan borçluluk hissinden kurtulmak için mi?

İnsan ilişkilerinde karşılıklılık önemlidir. Birbirimize destek olur, emek verir ve zaman içinde karşılıklı güven geliştiririz. Ancak karşılıklılık, her davranışın hemen ve eşit ölçüde karşılığının verilmesi gerektiği anlamına gelmez.

Bazen bir arkadaşımız bizi dinler. Bazen bir yakınımız zor bir günümüzde bize yemek getirir. Bazen de sevdiğimiz biri, hiçbir özel neden olmadan bizi mutlu etmek ister. Bu davranışların her birini hemen karşılığını ödememiz gereken bir borç olarak algıladığımızda, bize sunulan yakınlığı olduğu gibi deneyimlemekte zorlanabiliriz.

Yapılan iyilik karşısında kendimizi borçlu hissetmek, özellikle geçmişte iyiliklerin bir beklentiyle sunulduğu veya yardımın daha sonra bir baskı aracına dönüştüğü ilişkilerde anlaşılabilir bir tepki olabilir. Böyle deneyimler yaşayan biri, bugün karşılaştığı bir iyiliğin arkasında da görünmeyen bir beklenti arayabilir.

Bazen de kişi, başkalarının kendisi için harcadığı emeği hak edip etmediğini sorgular. Birinin ona zaman ayırması, fedakarlık yapması veya ihtiyaçlarını önemsemesi karşısında kendisini yetersiz hissedebilir.

Almayı öğrenmek mümkün mü?

Kendimiz için yapılan güzel şeyleri kabul etmekte zorlanıyorsak ilk adım, bu davranışı hemen değiştirmeye çalışmak yerine onun bizde ne uyandırdığını anlamak olabilir.

Birisi bize yardım teklif ettiğinde neden reddetmek istiyoruz? Bir iltifat aldığımızda neden konuyu değiştiriyoruz? Birisi bizim için emek verdiğinde neden mutlu olmak yerine mahcup hissediyoruz?

Bu soruların yanıtları, kendi duygusal alışkanlıklarımızı anlamamıza yardımcı olabilir.

Bazen bu alışkanlıkların değişmesi, küçük deneyimlerle başlar. Bir iltifatı küçümsemeden kabul etmek, yardım teklif edildiğinde hemen “gerek yok.” demek yerine gerçekten neye ihtiyacımız olduğunu düşünmek ya da bir iyiliğin karşılığını aynı anda vermek zorunda olmadığımızı kendimize hatırlatmak.

Bunlar küçük adımlar gibi görünse de ilişkilerde farklı bir deneyim yaşamamıza yardımcı olabilir.

Burada amaç, her yardım teklifini kabul etmek veya kendi sınırlarımızı görmezden gelmek değildir. Her iyilik güvenli olmayabilir ve her ilişkinin dinamiği aynı değildir. Önemli olan, gerçekten istemediğimiz bir şeyi reddetmekle, ihtiyacımız olduğu halde almaktan kaçınmak arasındaki farkı görebilmektir.

Kendimize şu soruyu sorabiliriz: “Bunu istemediğim için mi reddediyorum, yoksa bir başkasına ihtiyaç duymanın bende yarattığı duygudan kaçmak için mi?”

Bu ayrımı fark etmek, seçimlerimizi daha özgürce yapabilmemizin önünü açabilir.

Fotoğraflar: @bellahadid

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.