Beden Sağlığı

Bedenle kurduğumuz ilişki nasıl değişiyor?

Bedenle kurduğumuz ilişki nasıl değişiyor?

“Mucize zayıflama iğnesi”, “yemek uğultusunun sonu”, “haftalık iğne yüzü”… GLP-1 denince akla ilk gelen tabirler bunlar. Kilo yönetimi alanını temelden değiştiren bu tedavilerin arkasında ise hala yanıtlanmamış çok soru var. Obezite tıbbı uzmanı Dr. Scott Butsch’la bu soruları tek tek masaya yatırdık.

GLP-1 ilaçları yalnızca obezite tedavisini dönüştürmekle kalmıyor, güzellik standartlarını da yeniden şekillendiriyor. Sizce bu ilaçlar insanların bedenleriyle daha özgüvenli bir ilişki kurmasını sağlıyor mu yoksa ulaşılması daha da zor yeni bir ideal mi yaratıyor?

Bu, oldukça güncel ve tartışmalı bir mesele. Bence meseleye şöyle bakmak gerekiyor: GLP-1 ilaçları birçok insanın bedeniyle ilgili özgüvenini artırma potansiyeline sahip. Çünkü obezitenin kendisini tedavi ediyor ve onu kişisel bir başarısızlık olarak değil, kronik bir hastalık olarak ele almamızı sağlıyor. Elbette gerçekçi olmayan görünüm beklentilerini pekiştirme ihtimali de var. Ama bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, toplumun zayıflığı sağlık ve iyi olma haliyle özdeşleştirmeye devam edip etmeyeceğine bağlı.

“Food noise”, yani yemekle ilgili zihni sürekli meşgul eden düşünceler, artık gündelik dilin bir parçası haline geldi. Bu ilaçlar yemekle kurduğumuz ilişkiyi bu denli temel bir düzeyde değiştiriyorsa, bu durum kimliğimiz, sosyalleşme biçimimiz ve hatta haz alma deneyimimiz açısından ne ifade ediyor?

“Food noise”un oldukça spesifik bir sinyal olduğunu ve henüz onu bütünüyle anlayabildiğimizi düşünmüyorum. Bu ilaçlar iştahı ve belki yemek hakkında düşünme biçimimizi etkileyebilir ama yemekle kurduğumuz ilişkiye kesinlikle müdahale etmiyor. Türkiye, Yunanistan ya da İtalya gibi yemekle çok güçlü bir bağın olduğu toplumları düşünün. İster sosyal yönüyle ister belirli tatlarla kurulsun, bu bağı ilaçlar ortadan kaldırmıyor. Aslında gördüğümüz şey, yemekle kurulan ilişkinin daha iyi bir hale gelebilmesi. Çünkü kilo meselesi bir anlamda denklemin dışına çıkıyor. Artan açlık ya da azalan tokluk hissi gibi biyolojik baskılar ortadan kalktığında, yemeğin kendisini farklı bir şekilde ve farklı miktarlarda takdir edebiliyorsunuz.

Wellness bir zamanlar hareket, beslenme ve farkındalık üzerinden tanımlanıyordu. Bugünse tıbbi kilo yönetimi de bu konuşmanın bir parçası. Sizce GLP-1 çağında wellness’ın geleceği nasıl şekillenecek?

GLP-1 çağında wellness yaklaşımının daha kişiselleştirilmiş ve daha kapsayıcı hale geleceğini düşünüyorum. Uyku, beslenme, hareket, sağlık ve iyi olma hali gibi yaşam tarzı faktörleri önemini korumaya devam edecek. Ancak bu davranışların tek başına kişiyi hedefine ulaştıramadığı durumlarda ilaçlar birçok kişiye yardımcı olabilecek. Bu yüzden ilaçları, yaşam tarzı faktörlerinin yerine değil, yanında kullanılan bir araç olarak düşünmemiz gerekiyor. GLP-1 ilaçları sağlıklı davranışların yerini almayacak, onları destekleyecek. Böylece wellness üzerine yapılan konuşma da belirli bir beden ölçüsünün peşinden gitmekten, sağlığı iyileştirmeye doğru kayacak.

Araştırmalar şimdiden GLP-1 ilaçlarının kilo yönetiminin ötesindeki potansiyelini inceliyor. Bağımlılıktan inflamasyona, beyin sağlığından sağlıklı yaşlanmaya kadar pek çok alan araştırılıyor. Sizi en çok heyecanlandıran araştırma alanı hangisi ve neden?

Son dönemdeki en ilgi çekici bilimsel bulgulardan bazıları, bu ilaç sınıfının kilo kaybından bağımsız olarak sağlık üzerinde ek etkileri olabileceğini gösteriyor. İster kalbin ister karaciğerin korunması söz konusu olsun, bu etkileri görmek gerçekten heyecan verici.

On yıllardır zayıflık; disiplin, özdenetim ve başarıyla yakından ilişkilendiriliyor. Kilo yönetiminin giderek iradeden çok biyolojiyle ilgili bir mesele olduğu anlaşıldıkça, toplum disiplin ve kişisel sorumluluk kavramlarını yeniden tanımlamak zorunda kalacak mı?

Biyolojinin kilomuz üzerindeki rolünü kabul etmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Bu, kişisel sorumluluğu ortadan kaldırmıyor. Ama obeziteyi kişisel bir başarısızlık olarak değil, biyolojik bir hastalık olarak anlayabileceğimiz bir çerçeve sunuyor.

Fotoğraflar: Getty Images Türkiye

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.