Üretmek, görünür olmak ve hiçbir şey yapmama hakkı üzerine…
Ne zaman durmak bu kadar zorlaştı?
Ne zaman hiçbir şey yapmadığımız bir günü kayıp saymaya, sessiz kaldığımızda unutulacağımıza inanmaya başladık?
Bir süredir durmak üzerine düşünüyorum. Hiçbir yere yetişmeden, bir sonraki adımı planlamadan, yalnızca bulunduğum yere bakabilmek üzerine. Çünkü bugün durmak, neredeyse açıklanması gereken bir tercihe dönüşmüş durumda.
Üretmek kadar ürettiğimizi göstermek de hayatımızın bir parçası. Bir işin ardından diğeri, bir projenin ardından yenisi geliyor. Her şeyin bir devamı, her başarının bir sonraki aşaması olmalı.
Bir şeyi görünür kılmak isterken kendimiz de görünür kalmaya çalışıyoruz. Üretmekle kendimizi hatırlatmak arasındaki mesafe bazen fark edilemeyecek kadar azalıyor.

Kimse bakmadığında da aynı insan mıyız?
Bir fotoğraf çekmeden bir manzaraya bakmak, bir deneyimi paylaşmadan yaşamak, bir düşünceyi hemen bir işe dönüştürmeden zihinde tutmak… Her şeyin kaydedilmesi, gösterilmesi ya da bir karşılık bulması mı gerekiyor?
Üstelik dinlenmeyi bile üretkenliğin parçası hâline getirmiş durumdayız. Biraz uzaklaşırsak daha iyi fikirlerle döneceğimizi, durursak yeniden güçleneceğimizi düşünüyoruz. Sanki hiçbir şey yapmamanın bile sonunda bir işe yaraması gerekiyor.

Peki ya hiçbir işe yaramazsa?
Her sessizliğin bir anlamı, her duraklamanın bir keşfi olmak zorunda değil. Bazen gerçekten hiçbir şey olmuyor. Günler geçiyor, dünya hareket etmeye devam ediyor.
Hiçbir şeye dönüşmeyen bir gün gerçekten kayıp mı?
Fotoğraflar: @cankabba