Sezon Modası

“Estetik” yorgunluğu: Kusursuzluk çağı bitti mi?

“Estetik” yorgunluğu: Kusursuzluk çağı bitti mi?

Bir anı yaşarken değil, paylaşırken değerli hissettiğimiz bir dönemin içindeyiz. Kahve içiyoruz ama kahveyi içmeden önce masayı düzeltiyoruz ve fotoğrafını çekiyoruz. Tatile gidiyoruz ama orada olmak yerine orayı göstermekle uğraşıyoruz. Gün bittiğinde o gün ne yaşadık, ne hissettik, ne gördük hatırlamıyoruz bile. Geriye sadece kamera rulomuz kalıyor.

@sakura_kirsch

Bu düzen zamanla o kadar normalleşti ki, artık sadece paylaşılabilir olsun diye yaşamaya başladık. Üstelik bu durum, sosyal medyada aktif olmaktan ibaret değil. Bir noktada hayatımızın ritmini değiştirdi. Çünkü görünür olmayı kendi içimizde bir kurala dönüştürdük. İyi görün, tutarlı görün, düzgün görün. Yeterince estetik ol. Ve bunu bir kez içselleştirdiğiniz zaman, durup “Ben bunu niye yapıyorum?” diye sormanız zorlaşıyor.

Bu yüzden “estetik yorgunluğu” dediğimiz şey bence sadece estetikten sıkılmak değil. Her şeye bir filtreyle bakmaktan yorulmak gibi daha çok. Yani bir anıyı yaşarken bile aklımızın arka planında “Bu story olur mu?” sorusu dönüyorsa, farkında olmadan oturttuğumuz düşünce şeklimiz ve her şeyi bir performansa dönüştürmemizdir zaten asıl sorun.

@lucindavelant

Bu döngünün izini Instagram story’lerinde bile çok net görebiliyoruz. 2014–2015 yıllarında sosyal mecralarda paylaşımlarımız daha anlıktı. Boomeranglar, konum etiketleri,biraz yamuk açı, bazen aşırı parlak, bazen aşırı karanlıktı. Ama gerçekti. Sonra özellikle 2020–2021 döneminde işler başka bir şeye evrildi. Pandemiyle birlikte ekran başında geçirilen süre arttı, herkesin hayatı daha çok dijital dünyaya taşındı. Derken daha düzenli, daha minimal, daha doğru bir estetik yükseldi. Fontlar bile “cool” olmalıydı. Konum etiketi bile hizalı durmalıydı. Story’deki boşluk bile bilinçli bırakılmış hissi vermeliydi.

Ve şimdi sanki yeniden başka bir yöne dönüyoruz. Son dönemde kusursuz olan yerine biraz dağınık olan, insanların daha çok hoşuna gidiyor. Hafif bulanık veya habersiz çekilmiş gibi gözüken fotoğraflar. Tek tek düzenlenmemiş story’ler. Kusursuz ve estetik gözükme amacı gütmeyen pozlar. Yani verilmeye çalışılan “kasmıyorum” hissi. Ama aslında bu da bir çelişki. Dağınık görünmek de planlı bir şeye dönüşebilir. Yani kontrolü bırakmak isterken bile kontrol etmeye devam ediyoruz. Sadece bu kontrolün estetiği değişiyor.

@katyabraitwaite

Peki bu değişim neden oluyor? Bence en basit cevap yorulmuş olmamız. Her şeyin düzgün olmasından, her şeyin bir standardı olmasından, her şeyin paylaşılabilir olma zorunluluğundan yorulduk. Çünkü kusursuzluk uzaktan bakınca güzel ama içeriden yaşayınca yorucu bir şey. Sürekli kendini kontrol etmek, iyi görünmek, cool görünmek, tutarlı görünmek zorunda hissetmek bir süre sonra bizi kendimizden koparıyor.

Bu düzen modayı da direkt olarak etkiledi. Bir dönem kıyafet seçimi “Ben bunun içinde rahat mıyım?” sorusuna göre yapılırdı. Günümüzde ise “Bu fotoğrafta nasıl durur?” sorusuna dönmeye başladı. Kendi stilimize göre giyinmiyoruz. Kendi estetiğimizi bulmaya çalışmıyoruz bile çoğu zaman. Sosyal medyada beğenilen estetiklere sığmak için giyinmeye başladık. Bazen sırf feed’imizle uyumlu diye, normalde dönüp bakmayacağımız parçaları alıyoruz. Hatta stil, karakterimizi anlatmaktan çıktı ve bir çeşit dijital dünyada kendimizi konumlandırma aracımız oldu. Clean girl, coquette, old money, indie sleaze… Hangisiysen onun gibi davranman bekleniyor. Eğlenceli gibi duruyor ama uzun vadede bizi yoruyor, çünkü kimliğimizi bir formata sıkıştırıyor.

@lilmoe

Burada kritik nokta estetiği sevmenin başka, estetiğin seni yönetmesinin başka bir şey olduğunu farketmek. O yüzden bugün ham görünen şeylerin daha çekici olmasının altında bence bir tür özlem var. Bağlantı özlemi. İçerik üretmek yerine anı biriktirme özlemi. Kusursuz bir görüntü yerine samimi bir enerji. İnsanların radikal gerçeklik diye konuştuğu şey de biraz bu: Daha az cilalı, daha az kurgu, daha az performatif.

Ama burada ufak bir risk var. Gerçeklik de trendleşince, bu sefer samimiyet performansı ortaya çıkıyor. Yani “bakın ben ne kadar filtresizim” demek de bir gösteri aslında. Dağınık görünmek de bir stil kuralı haline gelebiliyor. Bu da işin ironisi. Her şey trend olduğunda, trendin karşıtı bile trend olur.

@louannsmn

O zaman yazının asıl sorusuna geri dönelim: Kusursuz görünme çağı bitti mi? Bence tamamen bitmedi. Sadece çatırdamaya başladı. Çünkü insanlar artık ne kadar iyi görünürsen görün, yine de bir yerden sonra “yetişememe” hissinin geldiğini farketmeye başladı. Ve bu his, bizi en sonunda “Ben neyi kim için yapıyorum?” sorusuna getiriyor.

Estetik yorgunluğu burada devreye giriyor. Bize yeter diyen bir iç ses gibi. Ve önümüzdeki bu yeni dönem, mükemmel görünmeye çalıştığımız bir dönem olmayacak. Daha az kasıp daha çok yaşadığımız bir dönem olacak gibi. Güzel bir anda çektiğimiz bir fotoğrafın estetikliğine takılmak yerine, o fotoğrafı çekmeyi bile unutacak kadar anın içinde olabilmek, bize iyi gelecek.

Fotoğraf: @vivvvvvvvvv

İlginizi çekebilecek bir diğer yazı >>>>> Devon Lee Carlson’dan stil ilhamları

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.