19 yıldır hayatımızda; başrol oynadığı dizi setlerine Orta Doğu ve Güney Amerika’dan turlar düzenleniyor. Özel hayatında da istediğini yakalamış görünen Murat Yıldırım, bedel ödemek zorunda kalsa da başkalarını yargılamadan mütevazı insanlara değer vermekten vazgeçmiyor.
Röportaj: Aynur Erdem
Fotoğraflar: Fırat Koçak/Artİst
Moda Direktörü: Nazlı Kayran
Styling: Ekin Su Oktar
Murat Yıldırım ile ilk karşılaşmam. Eşi Iman da yanında. Derginin çekim setindeyiz. Şöhretine ve başarısına rağmen egosu hiç yok. Çok sakin, net, saygılı ve çok da şık. Hayattaki en büyük derdi iyi insan olmak. Bedel ödemek zorunda kalsa bile… Kariyeri gibi özel hayatı da şu sıralar çiçek açıyor. Dışarıdan kusursuz görünen bu tablo elbette birden olmuyor. Hatalarının onu buraya getirdiğinin farkında. Dersler çıkarıp düşe kalka mükemmele ulaşmanın kıymetini bilen ama aynı hataya tekrar tekrar düşmeyen bir adam… Hayatından yapmak istediklerinden vazgeçmeden inandığı doğruları dikte eden biri var karşımda.
Boğaz kenarında eşsiz bir manzarada yapıyoruz çekimleri. Şehirde en sevdiğiniz yerler, mekanlar nereler? Hiç gitmedim ve vakit bulduğumda ilk gideceğim yer dediğiniz neresi var? Belki bize bir iki mekan önerisinde bulunursunuz? En sık gittiğiniz restoran, kafe, lokanta neresidir mesela?
Gerçekten muhteşem bir ambiyans değil mi? Ben daha evcimen bir insanım, evde ailemle vakit geçirmek daha konforlu ve keyifli geliyor bana. Zaten çok yoğun çalıştığım bir mesleğim olduğu için boş zamanlarımı evde değerlendirmek daha verimli oluyor. Ailecek dışarı çıktığımızda ferah, deniz kenarı veya doğanın içindeki sakin mekanları tercih ediyoruz genelde. Six Senses ve Kemer Country Club özellikle bu anlamda en çok keyif aldığımız mekanlar.
Moda ile kişisel ilişkiniz nedir? Gizli alışveriş noktalarınız var mı?
Moda ile ilişkim, kendimi rahat hissettiğim, kendime yakıştırdığım, giydiğimde iyi hissettiğim şeyler üzerinden ilerliyor genelde. Giydiklerimin benimle bütünlük sağlaması bana daha iyi geliyor. Gizli bir alışveriş yerim yok ama alışveriş yaparken daha sık gittiğim, alışkın olduğum yerler var tabii ki. Genelde giydiklerim konusunda ne istediğimi bildiğim için alışveriş yaparken de hızlıca halledebileceğim yerlere gitmeyi tercih ederim.
Dolabınızın demirbaşı/demirbaşları var mı? Yüzü olduğunuz marka ile ilişkiniz nasıl başladı? Türk erkeklerine stil önerileriniz olur mu?
Dediğim gibi aslında günlük giyimde rahatlık benim vazgeçilmezim diyebilirim. Genellikle tişörtler, jean ve jogger pantolonlar ve rahat ayakkabılar gibi basic parçaları daha çok tercih ediyorum. Süvari ile ilişkimiz ise bundan 3 yıl önce başladı. Şehir dışında bir çekimde olduğum sırada menajerim Süvari ile iş birliği için beni aradı ve sonrasında bir araya geldik. Markanın geçmişten bugüne olan hikayesini ve gelecek hedeflerini dinlediğimde gerçekten çok etkilendim. Adana’da başlayan yolculukları bugün hem Türkiye’de hem de dünyanın birçok ülkesinde yüzlerce mağazaya ulaşmış. Birlikte çalışmaya başladığımız günden bu yana yaptığımız işler ve iletişimimizle çok güzel yollar katettik. Süvari ile bu yolda birlikte yürümek ve olumlu geri dönüşlerle bu başarıya ortak olmak da bu güzel birlikteliğin sürekliliğini sağlıyor bence.

Süvarinin yeni sezonuyla ilgili fikriniz nedir? Hangi parçalar vazgeçilmeziniz olur bu koleksiyondan?
Süvari her sezon olduğu gibi bu sezon da çok güzel parçalar çıkardı bence. Hem şıklık olarak hem de rahatlık olarak benim günlük hayatımda da çok keyifle giydiğim bir koleksiyona sahip. İşimiz gereği çok fazla etkinliğe, özel güne de katılmamız gerekebiliyor. Hem böyle günlerde şıklığımı konuşturabildiğim hem günlük olarak da rahatlığımdan ve tarzımdan ödün vermediğim parçaları ile tüm koleksiyon vazgeçilmezim diyebilirim.
Oyunculuk serüveni size çok kıymetli dediğiniz ne tür deneyimler edindirdi?
Oyunculuk çok farklı bir meslek, insana birçok karakter olma fırsatı sunuyor. Bende en büyük etkisi empati yeteneğimi daha da geliştirmem oldu. Farklı farklı karakterleri oynadıkça farklı farklı insanların bakış açısını görme fırsatı buluyorum, farklı farklı insanları hissederken de hayatı daha iyi anlıyorum.
Oynadığınız karakterler bir araya gelse, hangisiyle arkadaş olmak isterdiniz?
Aslında nerdeyse hepsiyle arkadaş olmak isterdim ama benim için “Ecevit”in yeri çok ayrıdır. Onunla arkadaş değil kesin dost olurduk.
Sizi zorlayan, duygusuna giremediğiniz ya da çıkmakta zorlandığınız bir karakter oldu mu?
İlla ki zorlandıklarım olmuştur ama etkilenmek anlamında düşünürsem ilk aklıma gelen son yer aldığım Nefes Yer Eksi İki filminde canlandırdığım Tayfun Yüzbaşı karakteri. Bir komutanın toprakları için, halkı için ve emrindeki askerleri için yaptığı fedakarlıklar ve böyle bir karakteri gerçek bir askeri üste canlandırmak benim açımdan inanılmaz bir deneyim oldu. Hem yer yer zorlandığım hem de çekerken bile beni duygusal olarak farklı noktalara götüren bir proje oldu.


Şu aralar en çok izlediğiniz dizi? Size göre yerli/yabancı tüm zamanların en iyi dizisi ya da dizileri nelerdir?
Son zamanlarda en çok Better Call Saul dizisini izliyorum. En iyi diziler olarak aslında çok var tabii ki ama ilk sıralarda en azından şunları sayabilirim; Breaking Bad, Game of Thrones, Prison Break ve Ozark.
Kitap okumak, spor dışında hiç bilmediğimiz bizi çok şaşırtacak bir hobiniz var mı?
Ben genelde eşimi ve kızımı alıp doğa yürüyüşleri yapmayı çok seviyorum. Hem ailece vakit geçirmiş hem spor yapmış hem de temiz hava almış oluyoruz.
Sizi hem özel hem iş hayatınızda örnek alan gençlere tavsiyeleriniz olur mu?
Ne olursa olsun kendileri olmaktan vazgeçmesinler. Çok çalışkan olsunlar, kendilerini geliştirmeyi asla bırakmasınlar. İnsan kendisi olup, kendisinin farkında olup ilgili olduğu alanda azimle gelişerek ilerlerse başarılı olma konusunda da şüphe etmez.
Farklı kültürden biriyle evliliğin pozitif ve negatif yanları varsa nelerdir?
Aynı evin içinde iki farklı kültürü deneyimlemek inanılmaz keyifli bir duygu. Başka bir kültüre bu kadar yakın olabilmek insanı zenginleştiriyor kesinlikle. Bazı kültürler tabiiki birbirinden çok daha uzak, insanların yetiştirilme tarzı, sosyal dinamikleri çok farklı olabiliyor ama Fas ve Türkiye arasında uçurum gibi bir kültür farkı olmadığı için bizim o anlamda bir alışmaya ihtiyacımız yoktu.
Kız babası olmak diye bir terim var. Kızınız doğduktan sonra hayatınızda neler değişti, sizi nasıl değiştirdi?
Ne değişmedi ki! Erkek babası olmak nasıl bir duygu bilmiyorum ama kız babası olmayı ben çok sevdim. Babayla kız çocuğunun arasında çok farklı bir bağ, çok güzel bir aşk oluyormuş. Benim küçük aşkım o.
Hayatla ilgili hepimizin korkuları endişeleri vardır, sizinkiler neler?
Endişe değil ama en büyük isteğim eşimin ve kızımın hep iyi, sağlıklı, güvende ve mutlu olmaları.
Geriye dönüp baktığınızda hayatınızda değiştirmek istediğiniz bir dönem var mı?
Yaşadığımız her şey bizi olduğumuz insan yapar, bu yüzden yaşadığımız her şey bir kazanımdır benim için. Tabiiki daha iyi olduğum/hissettiğim dönemler veya daha kötü olanlar var ama hepsinin bugün olduğum insana katkısı olduğu için hiçbirini değiştirmek istemezdim.