Güzellik dünyası uzun zamandır mantıklı açıklamaların değil, “estetik anların” peşinde koşuyor. Bu koşunun bayrak taşıyan ismi ise kuşkusuz Hailey Bieber. Son günlerde Rhode markası için paylaştığı o fotoğraflar; hani şu gözünde güneş gözlükleriyle “Caffeine Reset Sculpting Cream Mask“ ürününü bir saç tarağıyla yüzüne “tarayarak” sürdüğü an, yine o tanıdık “kolektif hipnoz” etkisini yarattı. Peki, gerçekten bir maskeyi tarakla sürmenin mucizevi bir etkisi olduğuna inandığımız için mi banyoya koşup tarak aramaya başladık? Hiç sanmıyorum.

Hailey Bieber, modern pazarlama kitabını baştan yazıyor ve bunu yaparken “işe yaradığını kanıtlama” gibi bir sorumluluk alma zahmetine bile girmiyor. Medya gücünün o kadar farkında ki, her adımını bir pazarlama enstrümanına dönüştürebiliyor. Bir pantolon giyiyor ve artık o kesim yeni bir dönemin başlangıcı oluyor. Bebeğini kucağında tuttuğu sıradan bir ayna fotoğrafında ya da yemek yaparken paylaştığı o “anlık” karelerde markayı etiketlemesine bile gerek kalmıyor; takipçileri ve medya organları o etiketi bulup çıkartıyor ve ta da! Yeni trendimiz hayırlı olsun. Kendi markası Rhode için bu sessiz ama devasa gücü kullanmaması zaten bir işletme hatası olurdu.
Taklit mi, Yoksa Dijital Bir İş Başvurusu mu?

Peki, binlerce insan neden bir anda aynanın karşısına geçip yüzünü taramaya başladı? Çünkü bu içeriği tüketen toplum olarak bizler de o kadar saf değiliz. Bir maskeyi tarakla sürmenin cildi bebek gibi yapmayacağını biliyoruz ama bunun çok iyi bir “sosyal medya içeriği” olduğunu da biliyoruz.
Kimse “Aa, tarakla sürünce gözeneklerim küçülecek” demiyor. Sosyal medya kullanıcısı artık çok bilinçli: Bu videoyu çekerse etkileşim alacağını, belki Rhode’un resmi sayfasında paylaşılarak “Hailey onaylı” bir görünürlük kazanacağını veya algoritmanın bu “keyword” üzerinden kendisini yukarı taşıyacağını biliyor. Bugün o tarağı yüzüne süren binlerce insanın motivasyonu, bu rutini hayatına dahil etmek değil; Hailey’den bir şekilde kredi alabilmek. Rhode’un sayfasında repost edilme ihtimali, Hailey ile dijital bir temas kurma çabası ya da sadece o an popüler olan bir “meme”in veya trendin üzerinden kendi hesabının etkileşimini büyütme isteği… Hailey’nin pazarlama stratejisi, bir anda dijitaldeki herkesin kendi kendini pazarlama stratejisine dönüşüyor.
Bu kopyalama hali aslında günümüz dijitalleşme zorunluluğunun bir yansıması. Kimse sosyal medyada görünürlük kazanmadan mesleğinde bile bir noktaya gelemiyor artık. En ciddi, en büyük markaların bile kendileriyle tamamen alakasız trendleri veya popüler “meme”leri taklit etmesinin tek bir sebebi var: Görünür olmak. Bir şekilde o akışta “ben de buradayım” diyebilmek. Dolayısıyla o tarağı yüzümüze sürerken derdimiz cildimiz değil, algoritmanın bizi sevmesi. Eylem yararlı olduğu için değil, “izlendiği” için taklit ediliyor.

Dijital çağda, “buradayım” demenin yolu trend olanı tekrar etmekten geçiyor. Mesleğiniz ne olursa olsun, sosyal medya görünürlüğünüz yoksa yok hükmünde sayıldığınız bir dünyada; Hailey’nin attığı her adım, takipçileri için bir “etkileşim can simidi” haline geliyor.
Mantık Süzgecinden Geçmeyen Güzellik
Trendlerin bu kadar doğal bir şekilde kopyalanması, aslında tehlikeli bir boş vermişliği de beraberinde getiriyor. Kopyalamak ana dilimiz haline gelse de yaptıklarımızı bir mantık süzgecinden geçirme sorumluluğumuz hala baki. Mesela Hailey’nin maskeyi sürerken kullandığı tarak nasıl bir tarak? Sivri uçlu mu, cildi çizecek bir materyalden mi yapılmış? Ya da yuvarlak uçlu ve cilde zarifçe baskı yapan tahta gibi güvenli bir materyalden mi? Bu tarz detaylara dikkat etmemiz önemli çünkü bacaklarda veya karın bölgesinde kan dolaşımını hızlandırıp canlandırıcı bir etki yaratabilecek bir kuru fırçalama yöntemi, yüz gibi hassas bir noktada geri dönülemez hasarlara yol açabilir

Aslında yapmamız gereken, trendi körü körüne tekrar etmek yerine; o tezi alıp, araştırıp, “bu gerçekten benim için iyi mi?” sorusunu sorarak kendi formatımızı yaratmak. Bir videoyu sadece etkileşim için çekmek yerine, zarar vermeyecek şekilde dönüştürerek tekrarlamak asıl nokta olmalı. Aksi takdirde, yarın bir gün bir “it-girl” çıkıp yüzüne kaşıkla çamur sürdüğünde, sorgulamadan mutfak çekmecesine koşan bir topluma dönüşmemiz işten bile değil.
Fotoğraflar: Instagram