Londra Moda Haftası Sonbahar/Kış 2026 sezonu, modanın en yaratıcı ve kavramsal yüzünü bir kez daha ortaya koydu. New York’un ticari ve giyilebilir lüks odağının ardından Londra, her zamanki gibi deneysel silüetler, kültürel anlatılar ve güçlü tasarım diliyle moda takviminin en entelektüel durağı olduğunu kanıtladı. Bu sezon podyumlarda yalnızca koleksiyonlar değil; kimlik, sanat ve bireysel ifade biçimleri ön plandaydı.
Londra’nın özgün moda ekosistemi, genç tasarımcı enerjisi ile köklü moda evlerini aynı sahnede buluşturarak A/W 2026 sezonunda güçlü bir yaratıcı denge sundu.
Burberry ve Modern İngiliz Mirasının Yeniden Yorumu
Sezonun en çok beklenen sunumlarından biri Burberry oldu. Marka, İngiliz mirasını modern silüetler ve fonksiyonel dış giyim parçalarıyla yeniden yorumlayarak Londra estetiğinin zamansız yönünü vurguladı. Trençkotlar, zengin dokular ve güçlü terzilik detayları, markanın köklü kimliğini çağdaş bir perspektifle ele aldığını gösterdi.



Bu yaklaşım, lüks modada mirasın artık nostaljik bir unsurdan ziyade stratejik bir kimlik aracı olarak konumlandığını ortaya koyuyor.
Simone Rocha ve Duygusal Feminenlik Anlatısı
Simone Rocha, romantik ama güçlü kadın silüetleriyle sezonun en şiirsel koleksiyonlarından birine imza attı. Tül, dantel ve hacimli formlar aracılığıyla feminenlik kavramını kırılganlık ve güç arasındaki dengede yeniden yorumladı.


Markanın tasarım dili, Londra modasının sanatsal ve duygusal derinliğini yansıtan en önemli örneklerden biri olarak öne çıktı.
Erdem ve Modern Romantizmin Yükselişi
Erdem, tarihsel referansları modern tasarım diliyle harmanlayarak romantik ama güçlü bir koleksiyon sundu. Akışkan kumaşlar, zarif detaylar ve zamansız silüetler, markanın entelektüel moda anlayışını destekleyen önemli unsurlar arasında yer aldı.

Erdem’in koleksiyonu, Londra modasında hikâye anlatımının ne kadar merkezi bir rol oynadığını gösteren güçlü bir örnek olarak dikkat çekti.
Bora Aksu, Kırılganlık ve Güç Arasında Bir Moda Anlatısı
Londra Moda Haftası A/W 2026 sezonunda öne çıkan bir diğer önemli isim ise Bora Aksu oldu. Tasarımcı, Viktoryen referanslar, romantik katmanlar ve zarif dantel dokular üzerinden şekillendirdiği koleksiyonuyla Londra’nın entelektüel ve şiirsel moda dilini güçlü bir şekilde yansıttı. Kırılganlık ve güç arasındaki estetik dengeyi başarıyla kuran Bora Aksu, feminen silüetleri dramatik ama zamansız bir perspektifle ele alarak modern romantizmi yeniden yorumladı. Koleksiyonda görülen akışkan formlar, nostaljik detaylar ve ince işçilik, Londra modasının hikâye anlatımına dayalı tasarım yaklaşımını desteklerken, markanın kültürel derinliği yüksek ve kimlik odaklı estetik çizgisini de pekiştirdi. Bu yönüyle Bora Aksu, ticari trendlerden ziyade duygusal anlatı ve tasarım dili üzerinden ilerleyen LFW A/W 2026 sezonunun yaratıcı ruhunu temsil eden tasarımcılar arasında konumlandı.


Stratejik Analiz: Londra’nın Moda Takvimindeki Yaratıcı Rolü
Stratejik açıdan değerlendirildiğinde Londra Moda Haftası A/W 2026, ticari trendlerden ziyade yaratıcı vizyon ve kavramsal moda anlayışına odaklanan bir sezon olarak tanımlanabilir. Burberry mirası temsil ederken, JW Anderson ve Dilara Fındıkoğlu gibi tasarımcılar modanın deneysel sınırlarını zorlayan koleksiyonlar sundu.
Dijital çağda modanın giderek homojenleştiği bir dönemde Londra Moda Haftası, özgün kimliğini koruyarak moda endüstrisinin yaratıcı merkezi olma konumunu sürdürmeye devam ediyor. A/W 2026 sezonu, modanın geleceğinin yalnızca ticari başarıyla değil; yaratıcılık, kültürel derinlik ve güçlü tasarım anlatısıyla şekilleneceğini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Fotoğraf: Erdem
İlginizi çekebilecek bir diğer yazı >>>>> New York Moda Haftası Sonbahar/Kış 2026: Öne çıkan koleksiyonlar ve yeni lüks anlayışı