Sinema & TV

Moda ile ilgileniyorsanız izlemeniz gereken 11 film

Moda ile ilgileniyorsanız izlemeniz gereken 11 film

Herkesin tüm günü kendine ayırdığı, pijamaları ve atıştırmalıklarıyla ekran karşısına geçip “Ne izlesem?” diye düşündüğü bir an vardır. Moda ile ilgilenenler için o anların kurtarıcısı olacak hem zevkle izleyeceğiniz hem de çok şey öğreneceğiniz film, dizi ve belgesellerden oluşan bir liste hazırladık.

İlgi alanım olan konuları araştırırken en sevdiğim yöntemlerden biri, bilgiyi eğlenceli bir yolla öğrenmenin yollarını aramak. Kitaplardan ya da makalelerden edindiğim verileri görsel bir dünyaya taşımak, zihnimde kurduğum figürleri ekranda izlemek benim için her zaman heyecan verici oldu. Bu yüzden moda üzerine yapılmış film, belgesel ve dizileri bulmak için sık sık derin bir arayışa giriyorum.

Moda renkli ama bir o kadar da çok katmanlı bir alan. Öğrendiğiniz isimleri, dönemleri ve kırılma anlarını akılda tutmak; bilgi biriktikçe zorlaşabiliyor. Onları izlemek ise bu bilgileri hem kategorize etmeyi hem de kalıcı hale getirmeyi kolaylaştırıyor.

Bu listedekileri ilk kez izleyecek olanların ne kadar şanslı olduğunu hatırlatmak isterim. Çünkü bazı yapımlar vardır; hafızanızdan silip yeniden, ilk kez izlemek istersiniz. İşte bunlar tam da o türden. O zaman şimdi sizi listeyle baş başa bırakıyorum.

Halston

Bu mini dizi, Amerikalı tasarımcı Halston’ın yükselişini ve düşüşünü renkli, stilize ve zaman zaman sert bir sinematik perspektifle izlememizi sağlıyor. 1970’lerin New York’unda lüksün, gecenin ve özgürlüğün iç içe geçtiği bir dönemi anlatırken, modanın estetik perspektifinin yani sıra güç, ego ve marka inşası meselesi olduğunu da bize yeniden hatırlatıyor.

Halston’ın Studio 54 gecelerinden kurumsal anlaşmalara uzanan yolculuğu, yaratıcılıkla ticari sistem arasındaki gerilimi görünür kılıyor. Minimal siluetleriyle Amerikan modasını yeniden tanımlayan bir tasarımcının, kendi adını bir imparatorluğa dönüştürme sürecini izliyoruz.

Dizide sıkça karşımıza çıkan Tiffany & Co.’nun efsanevi takı tasarımcısı Elsa Peretti ise sizi kendine hayran bırakabilir. Onun hem bağımsız ruhu hem de organik formlarıyla takı tasarımına getirdiği devrim, moda tarihine meraklı olanlar için heyecan verici olacaktır. Ayrıca Liza Minnelli ve Halston’ın arkadaşlığı eminim sizin de gözlerinizi dolduracak.  Görsel dünyası, kostümleri ve atmosferiyle Halston, moda dizileri favorilerim arasında her zaman birinci sıramda kalacak.

The September Issue

Bu belgesel bizi doğrudan moda yayıncılığının kalbine götürüyor ve başrolde elbette Anna Wintour var. Ancak film sadece Wintour’un keskin bakışlarından ibaret değil. Kreatif direktör Grace Coddington’ın romantik, hikaye anlatan moda anlayışı ile Wintour’un net ve stratejik vizyonu arasındaki dengeyi izlemek başlı başına ilham verici.  Bir derginin tek bir sayısının arkasında ne kadar emek, tartışma ve vizyon olduğunu gördükten sonra, Eylül sayfalarını bir daha asla aynı gözle çeviremiyorsunuz.

The New Look

Bu dizi bizi II. Dünya Savaşı’nın gölgesindeki Paris’e götürüyor ve modanın en kritik kırılma anlarından birine odaklanıyor. Merkezde ise elbette Christian Dior var. Ancak hikaye yalnızca onun “New Look” siluetini yaratmasına değil, savaş yıllarında tasarımcı olmanın ahlaki ve politik yüküne de bakıyor.

Dizide Coco Chanel ile Dior arasındaki karşıtlık özellikle dikkat çekici. Bir yanda savaş sonrası feminenliği yeniden tanımlayan bir vizyon, diğer yanda hayatta kalma ve güç ilişkileri arasında sıkışmış bir figür. The New Look, bir koleksiyonun arkasında nasıl bir dönem ruhu, travma ve yeniden doğuş hikayesi olabileceğini hatırlatıyor. Moda tarihine biraz daha derin bakmak isteyenler için güçlü bir başlangıç.

Becoming Karl Lagerfeld

Bu dizi, bize henüz “ikon” olmamış bir Karl Lagerfeld’i izleme fırsatını sunuyor. 70’lerin Paris’inde, rekabetin, aşkın ve egonun iç içe geçtiği bir atmosferde; kendi stilini ve kimliğini inşa etmeye çalışan genç bir tasarımcı görüyoruz. Bildiğimiz o siyah gözlüklü, mesafeli figürden önceki Karl’ı tanımak oldukça etkileyici. Özellikle Yves Saint Laurent ile olan rekabeti ve dönemin moda çevrelerindeki güç dengeleri dizinin en çarpıcı katmanlarından biri.

Saint Laurent

Yves Saint Laurent’in hayatını anlatan bu film, klasik bir biyografi anlatısından çok daha fazlası. 60’lar ve 70’lerin Paris’inde, yaratıcılık ile kırılganlık arasındaki o ince çizgiyi izliyoruz. Işıltılı defilelerin, yoğun aşkların ve yalnızlığın iç içe geçtiği bir atmosfer var. Film, Saint Laurent’in tasarımlarındaki cesareti ve feminenliği yeniden tanımlama biçimini gösterirken, bir dahinin iç dünyasındaki çatlakları da saklamıyor. Moda burada hem özgürleştirici hem de yıpratıcı bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Görsel dili ve stilize dünyasıyla Saint Laurent, bir moda evinin arkasındaki hassas ruhu merak edenler için etkileyici bir deneyim.

Westwood: Punk. Icon. Activist

Bu belgeselde, Vivienne Westwood’un tasarımcı kimliğinin yanı sıra bir politik figür olduğunu hatırlıyoruz. Punk kültürünü modaya taşıyan o asi ruhun arkasında, sistemle sürekli kavga eden bir zihin var.

Film, Westwood’un gençlik yıllarından aktivist kimliğine uzanırken modanın onun için hiçbir zaman “sadece kıyafet” olmadığını gösteriyor. İklim krizi, tüketim çılgınlığı ve politik duruşu konusundaki net tavrı, tasarımlarındaki provokatif estetikle paralel ilerliyor. Westwood: Punk. Icon. Activist, modanın gerçekten bir başkaldırı aracı olabileceğine inanmak isteyenler için güçlü ve ilham verici bir portre.

The First Monday in May

Bu belgesel, modanın en görkemli gecelerinden biri olan Met Gala’nın perde arkasına götürüyor. Ancak kırmızı halıdan çok, o gecenin nasıl kurgulandığına odaklanıyor. Serginin hazırlanma süreci, küratöryel kararlar ve moda ile sanat arasındaki sınırın nasıl çizildiğini izlemek gerçekten büyüleyici. Merkezde yine Anna Wintour var; ama asıl dikkat çeken, bir serginin aylar süren emeği ve titizliği. Kırmızı halıya farklı bir gözle bakmak isteyenler için oldukça keyifli bir izleme deneyimi.

In Vogue: The 90s

Bu belgesel serisi, 90’ların moda dünyasını içeriden bir bakışla yeniden hatırlatıyor. Süper modellerin yükselişi, grunge akımı, minimalizm ve pop kültürünün moda ile kurduğu o güçlü bağ… Hepsi bir dönemin enerjisini yeniden hissettiriyor.

Elbette merkezde Vogue var; ama anlatı yalnızca bir derginin hikayesi değil. 90’ların estetik anlayışının nasıl küresel bir etkiye dönüştüğünü ve bugün hala neden referans noktası olduğunu gösteriyor. Eğer 90’ların o zahmetsiz cool tavrını özlüyorsanız ya da o dönemi ilk kez keşfedecekseniz, bu seri tam anlamıyla nostaljik ama aynı zamanda öğretici bir moda yolculuğu.

Dries

Bu belgesel, Dries Van Noten’ın yaratıcı dünyasına samimi bir pencere açıyor. Moda endüstrisinin hızlı temposuna rağmen Van Noten’in tasarım sürecindeki detaycılığı, renk ve desen konusundaki ustalığı ön plana çıkıyor.

Onun defilelerini ve atölyesini izlerken, bir tasarımcının hem estetik hem de kişisel vizyonunu nasıl koruduğunu görüyoruz. Dries, tasarım sürecinin büyüsünü ve bir koleksiyonun arkasındaki emeği görmek isteyen herkes için ilham verici bir deneyim.

The Super Models

Bu belgesel serisi, 80’ler ve 90’ların süper modellerini odağına alıyor ve moda dünyasının o dönemde nasıl şekillendiğini anlatıyor. Naomi Campbell, Cindy Crawford, Claudia Schiffer gibi ikonlar, podyumun ötesinde hayatlarını ve kariyerlerini paylaşıyor. Seride modellerin sektördeki güç dengeleri, baskılar ve kişisel mücadeleleri de gözler önüne seriliyor.

Franca: Chaos and Creation

Bu belgesel, Franca Sozzani’in sıra dışı hayatını ve Vogue Italia’daki mirasını gözler önüne seriyor. Moda dünyasının kurallarını yıkan, cesur ve yaratıcı bir vizyonun perde arkasını izlemek oldukça etkileyici. Film, Sozzani’nin editorial süreçlerini, ikonik kapaklarını ve dönemin kültürel etkilerini bir araya getiriyor. Onun estetik vizyonu sadece dergiyi değil, modanın algısını da değiştirdi. Moda editörlüğünün bir sanat formu olduğunu görmek ve bir vizyonerin iz bırakan yolculuğuna tanık olmak isteyenler için biçilmez kaftan.

Fotoğraf: Unsplash

İlginizi çekebilecek bir diğer yazı >>>>>> Algoritma neden bizi aynı giydiriyor?

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.