Paris Moda Haftası kapsamında Maje, Sonbahar-Kış 2026–2027 Koleksiyonunu “The Living Suite” konseptiyle tanıttı. Bir otel süitini sahneye dönüştüren koleksiyon, özel anların kamusal bir şıklığa evrildiği zarif bir dünya kurguluyor. Paris saraylarının sofistike atmosferinden ilham alan tasarımlar, özel ritüeller ile şehir hayatının dinamizmi arasında incelikli bir denge kuruyor.
Bir Paris sarayının mahremiyeti
Koleksiyonun merkezinde güçlü dış giyim tasarımları yer alıyor. Suni kürkler, dokulu yüzeye sahip bouclé kumaş ceketler, oversize yakalar ve keskin hatlı paltolar modern ve iddialı bir siluet yaratırken zamansız bir zarafet sunuyor. Saten ve slip elbise siluetleri ise iç giyimi gündüz stiline taşıyarak koleksiyona duyusal ve sofistike bir boyut kazandırıyor.
Rafine terzilik yaklaşımı koleksiyonun tamamına yayılıyor. Çıkarılabilir bağlar, kemerler ve fiyonklar gibi modüler detaylar, tasarımların farklı şekillerde kullanılmasına olanak tanıyor. Geniş kesim denimler ve bol ve rahat kesim pantolonlar rahat bir tavır sunarken, heykelsi blazer’lar ve geceye uyum sağlayan tasarımlar bu rahatlığı güçlü bir yapı ile dengeliyor.


Dokular ve materyaller koleksiyonun en dikkat çekici unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Saten, bouclé ve yumuşak dokulu kumaşlar sade ve rafine bir lüks anlayışını yansıtırken; taş işlemeler, kristal detaylar ve nakışlı aplikeler tasarımlara incelikli bir ışıltı katıyor.
Bu koleksiyonda Maje kadını, kendinden emin, hareketli ve şehirli bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Zarif ama özgür, teatral ama doğal… Gardırobu ise bir Paris otelinin zamansız atmosferi gibi: keşfedilecek, yaşanacak ve şehir hayatının ritmine uyum sağlayacak şekilde tasarlanmış modern ve stil sahibi bir görünüm sunuyor.