Eskiden gençler kültürü kendileri yaratırdı; şimdiyse çoğunlukla onu tüketiyorlar. 20. yüzyılın büyük bir bölümünde gençler, modaya yön veren ve onu şekillendiren kültürel bir güçtü. Alt kültürler, gençlerin kim olduklarını ve toplumdaki yerlerini anlamaya çalışmalarından doğuyordu. Kendi alanlarında var oluyor ve kontrol altına alınmayı reddediyorlardı. Bugünse her şey algoritmalarla şekillendiriliyor, sterilize ediliyor ve pazarlanabilir hale getiriliyor.
Çocuklara ve ergenlik öncesi yaş grubuna hitap eden dergiler ve mağazalar önemini yitirirken markalar giderek daha küçük yaştaki tüketicileri hedef alıyor. Bunun sonucunda gençlerin moda ve kültür üzerindeki etkisi azalıyor. Üstelik genç kızlar hayatlarını ve bedenlerini 20’li ve 30’lu yaşlarındaki kadınlarla kıyaslıyor ve yetişkinliğe daha erken adım atmak istiyor. Asi veya sıra dışı bir gençlik modası görmek yerine TikTok’ta 13 aşamalı cilt bakım rutinleriyle karşılaşıyoruz.

Ergenlik öncesi dönem nereye kayboldu?
Peki, çocukluk ne ara 8 yaşından 18 yaşına sıçrayan bir sürece dönüştü? Ergenlik öncesi dönem neden giderek ortadan kayboluyor? Yaklaşık 9-12 yaşlarını kapsayan ergenlik öncesi dönem, çocukluktan ergenliğe geçişin kendine özgü evrelerinden biri. Kendini keşfetme, deneme-yanılma, zorluklar ve sayısız ilk deneyimle dolu. Çoğumuz o yaşlarda yaptığımız tuhaf şeyleri, yanlış seçimleri ve bugün hatırladığımızda utandığımız anları anımsarız. Bunlar büyümenin bir parçasıydı; adeta bir geçiş ritüeli. Her neslin kendine özgü bir acemilik dönemi vardır. Ancak teknoloji bu kadar hayatımızda değilken, o anların çoğu kayda geçmiyordu. Şimdiyse her şeyin fotoğraflanabildiği, kaydedilebildiği ve paylaşılabildiği bir dünyada büyümek, çocukların kendilerini özgürce denemelerini zorlaştırıyor.
Peki, ergenlik öncesi çağdaki çocuklar nereye gitti? Elbette hala buradalar; kaybolan, bu döneme özgü deneyimler. Çocukların ilgi alanları, tarzları ve tükettikleri içerikler artık ergenlik çağındaki yaşıtlarından çok da farklı değil. Ergenlik öncesi yaş grubuna hitap eden mağazaların önemini yitirmesinin nedenlerinden biri, artık bu yaş grubuna özel alanların azalması. Eskiden çocukluktan çıkıp ergenliğe adım atarken, bu geçişe uygun tasarlanmış mağazalarla karşılaşırdınız. Victoria’s Secret’ın Pink serisi gibi örnekler, daha genç bir kitleye hitap eden ayrı bir dünya sunuyordu. İlk basit far paletinizi, aromalı dudak balmınızı ya da en yakın arkadaşınızla takacağınız uyumlu kolyeleri buralardan alırdınız. Her şey, yetişkinliğe atılan küçük bir ilk adım gibiydi. Hala çocuk gibi giyinirdiniz ama tarzınızda yeni yeni oluşan bir olgunluk da olurdu.
Algoritmaların belirlediği bir dönem
Bu mağazaların önemini yitirmesindeki en büyük etkenlerden biri sosyal medyanın hayatımıza girmesi. Çocukların moda tercihleri artık sadece okul arkadaşlarından değil, TikTok ve Instagram’dan da etkileniyor. Instagram genç bir kitle için yaratılmamış olabilir ama bu kitle artık orada ve markalar da bunun farkında. Çocukların ilgisi bir tüketim fırsatına dönüştükçe markalar onları daha erken yaşta hedef almaya başlıyor. Brandy Melville gibi markaların daha küçük yaş gruplarının da ilgisini çekmesi bu değişimin bir örneği. Burada olay sadece modanın değişmesi değil, markaların kime hitap ettiğinin de değişmesi. Eskiden belirli yaşlara özgü olan tarzlar birbirine karışıyor. Daha küçük yaştaki kızlar yetişkinlere yönelik markalara yönelirken çocukluğa özgü seçenekler geri planda kalıyor. Herkes aynı markaları, aynı ürünleri ve aynı görünümleri istiyormuş gibi bir tablo ortaya çıkıyor.

Genç kızlar kültürü yaratıyor, peki neden küçümseniyorlar?
İster hoşunuza gitsin ister gitmesin, toplumda neyin havalı sayılacağını belirleyenlerin başında genç kızlar geliyor. Bir şeyin popüler olması için önce genç kızların onu sevmesi gerekiyormuş gibi bir durum var. The Beatles, Justin Bieber ve One Direction gibi isimlerin hayran kitlelerinin oluşmasında genç kızların etkisi yadsınamaz. Buna rağmen onların tutkuları çoğu zaman küçümseniyor. Önce sevdikleri şeylerle alay ediliyor, yıllar sonra aynı şeyler yeniden popüler olduğunda ise başkaları tarafından sahipleniliyor. Genç kızlar kültürü şekillendiriyor ama konu onların zevklerine geldiğinde bu etki çoğu zaman ciddiye alınmıyor.
Genç olmanın kaybolan sanatı
Bence tween kültürünün yok oluşunda suçlanacak tek bir marka ya da platform yok; asıl olay, bu yaş grubuna özel şeylerin giderek azalması. Her şey birbirinin aynısı haline geldi. Normalde on iki yaşındaki bir çocuğun yetişkin kadınlara yönelik ürünlere yönelmesi beklenmezdi ama artık bu ürünlerle karşılaşması çok daha kolay. On iki yaşındaki kızlar da tıpkı yetişkinler gibi Sephora’daki makyaj ürünlerini kullanıyor. Maybelline Baby Lips ve o yuvarlak EOS dudak balmları gibi daha eğlenceli, daha çocuksu ürünler ise eski görünürlüğünü kaybediyor.
Aynı durum sadece moda ve güzellik ürünlerinde değil, izledikleri dizi ve filmlerde de görülüyor. ‘’Teen Beach Movie’’ ve ‘’High School Musical’’ gibi yapımlar, gençlerin kendi yaşlarına ait karakterlerle bağ kurabildiği bir dünyanın parçasıydı. Bugün on iki yaşındaki bir kız çocuğu, yirmi iki yaşındaki bir genç kadının tükettiği içeriklerin aynısına kolayca ulaşabiliyor. Sorun çocukların farklı yaş gruplarına ait içerikleri izlemesi değil; kendi yaşlarına özgü hikayelerin giderek daha az görünür olması.

Acemilik döneminin sonu
Daha küçükken tween kız dergilerine nasıl tutkuyla bağlı olduğumu hatırlıyorum. O dergilerdeki güzellik önerileri, arkadaşlık testleri ve küçük tavsiyeler, o yaşta kendimize ait bir dünya kurmanın parçasıydı. Şimdi geriye dönüp baktığımda, o dönemin tuhaflıklarının ve acemiliklerinin aslında ne kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü o evreden geçmeseydim bugün nasıl biri olurdum, gerçekten bilmiyorum.
Belki de olay çocukların daha erken büyümesi değil, onlara çocuk kalabilecekleri bir alan bırakmamamız. Her yaşın kendine ait bir tarzı, merakı ve tuhaflığı vardı. Şimdi ise daha çocukken yetişkinler gibi görünmek, onlar gibi giyinmek ve onlar gibi tüketmek giderek normalleşiyor. Çocuklar büyümeye devam ediyor ama çocukluğun kendisi giderek daha az yer kaplıyor.
Fotoğraflar: @00srunwayobsessed, @bananasuii