Ruh Sağlığı

Arkadaş ayrılıkları: Büyürken değişen bağlar ve vedalar

Arkadaş ayrılıkları: Büyürken değişen bağlar ve vedalar

Bir arkadaşınızla en son ne zaman vedalaştığınızı hatırlıyor musunuz?

Belki büyük bir kavga olmadı. Kimse kapıyı çarpıp gitmedi. Sadece mesajlar seyrekleşti, buluşmalar ertelendi ve bir zamanlar hayatınızın en doğal parçası olan o kişi, yavaş yavaş hayatınızın dışına çıktı.

Ayrılık denildiğinde çoğu zaman akla romantik ilişkilerin sona ermesi gelir. Oysa arkadaşlıkların bitmesi de birey üzerinde derin duygusal etkiler bırakabilir. Çünkü arkadaşlık yalnızca birlikte vakit geçirmekten ibaret değildir, kişinin kendini ait hissettiği, kabul gördüğü ve kimliğini şekillendirdiği önemli bir ilişki alanıdır.

İnsan dünyaya ilişki kurmaya programlanmış olarak gelir. İlk güven duygusu aileyle şekillenir. Ancak büyüdükçe bu güven alanı genişlemeye başlar. Özellikle ergenlik döneminde arkadaşlıklar, hayatın merkezine yerleşir.

Bunun önemli bir psikolojik nedeni vardır. Ergenlik, yalnızca fiziksel değişimlerin yaşandığı bir dönem değildir, aynı zamanda “Ben kimim?” sorusunun en yoğun şekilde sorulduğu yıllardır. Genç, ailesinden aldığı kimliği yavaş yavaş yeniden düzenlerken arkadaşlarına yönelir. Onların yanında farklı yönlerini dener, kabul görmeyi deneyimler, bazen hata yapar, bazen yeniden başlar. Arkadaşlık, bu süreçte yalnızca sosyal bir bağ değil, kimlik gelişiminin en önemli yapı taşlarından biri hâline gelir.

Bu nedenle gençlik yıllarında arkadaşların görüşlerinin aileden daha önemli hissedilmesi çoğu zaman endişe edilecek bir durum değildir. Bu, bireyin kendi kimliğini oluşturmaya başladığını gösteren doğal bir gelişim sürecidir. Çünkü yetişkinliğe giden yol, aileden kopmaktan değil, aileye bağlı kalırken kendi benliğini inşa edebilmekten geçer.

Yaş ilerledikçe arkadaşlıkların anlamı da değişir.

Çocuklukta birlikte oyun oynadığımız kişiler olan arkadaşlarımız, yetişkinlikte en zor günlerimizi anlattığımız, başarılarımızı kutladığımız, bazen ailemizle bile paylaşamadığımız duygularımıza tanıklık eden insanlara dönüşür.

Tam da bu yüzden bir arkadaşlığın bitmesi, çoğu zaman yalnızca bir insanı kaybetmek değildir. Birlikte kurulan rutinin, paylaşılan anıların ve “Beni en iyi o anlıyordu.” hissinin de değişmesidir.

Arkadaşlıklar da tıpkı insanlar gibi dönüşür.

Hayat değişir. Öncelikler değişir. Şehirler, işler, ilişkiler ve sorumluluklar değişir. Bazen iki insan birbirini çok sevse bile aynı yönde büyümeyebilir. Bu, ilişkinin değersiz olduğu anlamına gelmez. Bazı dostluklar belirli bir dönemin en güvenli limanıdır ve görevini tamamladığında doğal olarak sona erebilir.

Elbette her arkadaşlık bitmek zorunda değildir. Uzun yıllar süren ilişkilerde kırgınlıklar yaşanması kaçınılmazdır. Asıl belirleyici olan, bu kırgınlıkların konuşulup konuşulamadığıdır. Çoğu zaman insanlar anlaşılmayı bekler, oysa ihtiyaçlar ifade edilmediğinde karşı tarafın onları fark etmesi her zaman mümkün olmayabilir. Sağlıklı ilişkiler, zihin okumaktan değil, açık iletişimden beslenir.

Bazen ise tüm çabaya rağmen ilişki eskisi gibi olmaz. Kendinizi sürekli yoran, değersiz hissettiren ya da tek taraflı emek vermenize neden olan bir dostluğu sürdürmeye çalışmak, bağlılık değil tükenmişlik yaratabilir. Böyle zamanlarda mesafe koymak bir başarısızlık değil, kişinin kendisine gösterdiği özenin bir parçasıdır. Her arkadaşlık hayatımızda kendine özgü bir iz bırakır. Zamanı ne kadar uzun ya da kısa olursa olsun, birlikte paylaşılan anılar, kurulan güven ve öğrenilenler kişisel yolculuğumuzun bir parçasına dönüşür. Belki de büyümek, bu izleri yanımıza alarak yolumuza devam edebilmektir

Fotoğraf: Instagram, @gettyimagesfanclub

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.