Bazen bir ilişkiyi bitirebilmek için bizi derinden inciten bir olayın yaşanmasını bekleriz. Oysa uzun zamandır mutsuz olduğumuz, ihtiyaçlarımızın karşılanmadığı ya da kendimizi iyi hissetmediğimiz ilişkilerde bile kalmaya devam edebiliriz. Peki, bizi mutsuz eden bir ilişkiden ayrılmak için neden bir şeylerin daha da kötüleşmesini bekleriz?
İnsan, alıştığı yerde kalma eğilimindedir. Bazen acı verse bile bildiği şey, bilinmezliğe kıyasla daha güvenli gelir. Çünkü bir ilişkiden ayrılmak sadece bir insandan uzaklaşmak değildir; alışkanlıklardan, paylaşılan anılardan ve birlikte kurulan gelecek hayalinden de vazgeçmektir. Üstelik bazen o insanla birlikteyken olduğumuz kişiden de ayrılırız. Onun yanındayken hissettiğimiz kendimizi, birlikte yaşadığımız anları ve o ilişkinin içinde kurduğumuz kimliği özleriz. Belki de bu yüzden ayrılık, sadece birini kaybetmek değil, kendimizin bir parçasını geride bırakmak gibi hissettirir.

Böyle zamanlarda gitmek için bir neden ararız. Bazen içten içe mutsuz olduğumuzu bilsek de bu mutsuzluğu ayrılmak için yeterli görmeyiz. Sanki kararımızın haklı olduğunu kanıtlayacak, kalmamamız gerektiğini bize kesin olarak gösterecek büyük bir olayın yaşanmasına ihtiyaç duyarız. Çünkü kendi ihtiyaçlarımızı gerekçe göstermek yerine, karşı tarafın yaptığı yanlışları gerekçe göstermek daha kolay gelebilir. Böylece ayrılığın sorumluluğunu üstlenmek yerine, gitmemizi zorunlu kılan bir nedenin ortaya çıkmasını bekleriz.
Oysa ilişkileri sürdüren yalnızca sevgi değildir. Sevginin davranışlarla desteklenmesi, saygının korunması, ihtiyaçların gözetilmesi ve karşılıklı çabanın varlığı da önemlidir. Birini seviyor olmak, ilişkinin içinde kendimizi değerli, güvende ve anlaşılmış hissettiğimiz anlamına gelmez. Sevgi varlığını sürdürse bile davranışlara yansımadığında, ilişki zamanla insanı beslemek yerine tüketebilir.

Elbette her ilişkide sorunlar yaşanabilir. Birbirimize fırsat vermek, hatalar üzerine konuşabilmek ve değişime alan açmak ilişkilerin gelişmesine yardımcı olur. Ancak aynı davranışlar tekrar tekrar yaşanıyor, sınırlarımız ihlal ediliyor ve ihtiyaçlarımız sürekli görmezden geliniyorsa artık ilişkiyi yeniden değerlendirmek gerekir. Burada önemli olan, bir ilişkinin kusursuz olup olmaması değil; sorunların karşılıklı çabayla ele alınıp alınmadığıdır.
Bir ilişkiyi bitirmek için mutlaka kötü bir şey yaşanması gerekmez. Bazen sevgi devam ederken de ayrılabiliriz. Çünkü birini sevmek, onunla birlikte kalmanın bize iyi geldiği anlamına gelmez. Geçmişte güzel şeyler yaşamış olmak da bugün mutsuz olduğumuz bir ilişkide kalmak zorunda olduğumuz anlamına gelmez.
Bazen bir ilişkiden ayrılmak için sevgimizin tükenmesi ya da karşımızdaki insanın gözümüzde tamamen kötü birine dönüşmesi gerekmez. Kendi ihtiyaçlarımızı, duygularımızı ve sınırlarımızı ciddiye almamız yeterlidir. Çünkü bir ilişkiden ayrılmak için karşımızdakini suçlu ilan etmek zorunda değiliz. Bir insanı sevmeye devam ederken de onunla birlikte olmanın bize iyi gelmediğini fark edebiliriz.
Bazen gitmek, birini artık sevmediğimiz için değil, kendimizi de sevmeyi ve gözetmeyi unutmamak için verdiğimiz bir karardır.
Fotoğraflar: @selenagomez