Ruh Sağlığı

Öz farkındalık ile aşırı düşünme arasındaki ince çizgi

Öz farkındalık ile aşırı düşünme arasındaki ince çizgi

Kendimizi tanımaya çalışmak, duygu ve düşüncelerimizi anlamlandırmak ruh sağlığımız için oldukça değerlidir. Öz farkındalık; güçlü yönlerimizi, sınırlarımızı ve ihtiyaçlarımızı fark etmemizi sağlayarak daha sağlıklı kararlar almamıza yardımcı olur. Ancak bu süreç, farkında olmadan aşırı düşünmeye dönüşebilir.

İnsan zihninde sürekli devam eden bir iç konuşma vardır. Bu iç sesin bir kısmı, zamanla kendi deneyimlerimiz ve değerlerimiz doğrultusunda geliştirdiğimiz düşüncelerden oluşurken, bir kısmı ise çocukluğumuzdan itibaren ailemizden, çevremizden ve toplumdan öğrendiğimiz mesajları taşır. Bu iki ses zaman zaman birbiriyle uyum içinde olabilir, zaman zaman da çatışabilir. İçimizde yaşanan bu diyaloglar, olayları yorumlama biçimimizi ve kendimize bakış açımızı şekillendirir.

Düşüncelerimizin farkında olmak psikolojik sağlamlığın önemli bir parçasıdır. Ancak her düşünceyi analiz etmeye çalışmak, her davranışın altında gizli bir anlam aramak ya da sürekli “Neden böyle hissettim?”, “Acaba bunu neden söyledim?” gibi sorularla zihni meşgul etmek, bizi sonu gelmeyen bir sorgulama döngüsüne sürükleyebilir. Bu durum, öz farkındalıktan çok aşırı düşünmenin (overthinking) bir göstergesi olabilir.

Öz farkındalık, düşünceleri fark edip onları olduğu gibi kabul edebilmeyi içerirken; aşırı düşünme aynı düşünceleri tekrar tekrar zihinde döndürmek ve kesin bir cevap aramaktır. Oysa hayatın her sorusunun net bir cevabı olmayabilir. Bazen bir duyguyu yalnızca yaşamak, onu çözmeye çalışmaktan daha sağlıklıdır.

Sağlıklı olan, zihnimizdeki her sesi mutlak doğru kabul etmek yerine onları merakla gözlemleyebilmektir. Düşüncelerimizi dinlemek önemlidir; ancak hayatımızı onların yönlendirmesine izin vermek yerine, değerlerimiz doğrultusunda hareket etmeyi seçebilmek psikolojik esnekliğin önemli bir göstergesidir.

Öz farkındalık, kendimizi sürekli yargılamak değil; kendimizi anlayabilmektir. Kendimizi tanımaya çalışmak gelişimin kapısını aralar, ancak her düşüncenin peşinden gitmek ve her hissi açıklamaya çalışmak zamanla zihinsel yorgunluğa ve kaygıya dönüşebilir. Gerçek öz farkındalık, zihnimizden geçen her düşünceye cevap bulmak değil; onları fark edebilmek, gerektiğinde serbest bırakabilmek ve yaşamı değerlerimiz doğrultusunda sürdürebilmektir. Çünkü ruhsal iyi oluş, zihnimizdeki tüm soruları cevaplamakla değil, bazı soruların kesin bir yanıtı olmadığını kabul ederek yaşamla uyum içinde ilerleyebilmekle güçlenir.

Fotoğraf: Unsplash

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.